‘Dost kimdir, dostluk nedir?’ sorusunun en güncel yanıtları…
Makaleler
Bu yazıyı yazdır
5 Mayıs 2004
Günümüzde, içinde ‘dost’ ve ‘dostluk’ kavramlarını barındıran bir cümlenin yersizliği düşünülebilir. Hayatın biraz daha hızlanması, hızlanırken kendinden başka her şeye ‘bigane’leşmesi, ‘benmerkezci’ bir yörüngeye girmesi birçok güzellikle birlikte dostluğu da dünyamızın dışına itmiş olabilir.
Birçok kişi, anlattıklarımızı arkaik birer hikaye olarak algılayıp, kendi dünyasında böyle aşırılıklara yer olmadığını söyleyebilir. Yine de ‘dost kimdir, dostluk nedir?’ diye sormaktan alıkoyamaz bizi. Çünkü, insanoğlu, kendini anlatım yollarında birini de dostlukta bulmuştur. İnsanlar, özelliklerinin, duygularının, düşüncelerinin ya da yaşam biçimlerinin uyuştuğu insanlarla dost olurlar. Bu, insan olmanın bir gereği gibidir.
Dost olmak, dostluk… Nedir?
Önce çocukluğa inmek gerek… En iyi dostlukların, hesaba-kitaba dayanmayan arkadaşlıkların çocukluk ve ilkgençlikte olduğunu söylerler, anlatırlar. Çünkü çocuk, saflığı, temizliği, arılığı, bozulmamışlığı simgeler. Ekmeğini paylaşabilme, üstelik de ikiye böldüğü ekmeğinin büyük parçasını arkadaşına verebilme erdemini taşır çocukluk ve gençlik. İnsanlar büyüdükçe, topluma karıştıkça, toplumdan etkilenmeye başladıkça bu güzel vasıflarını yitirebilmektedirler. O güzellikler de çocuklukta kalabilmektedir ne yazık ki…
Gençlik de öyle. Aynen çocukluk gibi dostluğun ‘ince ayar’ının yapıldığı dönem. Bir hayatı bir arkadaşla zenginleştirme ustalığının engin yaylası… Binlerce çiçekten bir damla bal yapar gibi, o dönemin milyarlarca saniyesini doslukta unutulmaz güzelliklere çeviren simya. Gençlik bu bakımdan en hatırlanmaya değer bölümüdür hayatın. En çok da, insanın bu evreleri aşıp geriye bakma dönemlerinde öne çıkan özelliktir bu uzakta kalan hatıralar…
Büyü nerede bozuluyor?
Dostluk ne zaman yara almaya başlıyor?
Hangi halde o güzelim çiçekleri, bahar dallarını soğuk vuruyor? Dalı, yaprağı kurutup atıyor?
Hayat, insanı kurtlar sofrasına atınca mı? ‘Kurtlukta düşeni yemek kanundur’ hükmü gereğince,ayağı sürçeni bir silindir gibi ezip geçen, dostluğu ve hatıraları hiç olmamış farzeden kalabalık mı?
O güzelim dostlukların kanına giren ne?
Soruyu bugünü yaşayan ve yaşarken yüreğinin sorduğu hesabı veremeyen herkese, hepimize sormak gerek. Az ya da çok herkesin veremediği böyle hesaplar vardır ve aklımızın bir kenarında asılıdır hep. Bir gün hatırlanmak için, bir gün yüreği burmak için…
Hızla giden bir trendeyiz. Camdan bakınca ardarda evleri, ağaçları, insanları görüyoruz. Fark edemeyeceğimiz bir hızla geçip gidiyorlar. Bizi şaşırtıyorlar, düşünme yeteneğimizi köreltiyorlar. İçe dönüşün kanallarını tıkıyorlar, seyretmeye ve unutmaya yönlendiriyorlar bizi. En iyisi bir süre gözümüzü kapatmak, kendi içimize dönmek. Camdan hızla geçen görüntünün bizi yanıltmasına izin vermemek. En azından içinde bulunduğumuz kompartmana dönmek… Yani yakın-dost çevremize.. Bir demet kırçiçeğinin güzelliğine dalar gibi dostlukları solumak, arkadaşlıkları yaşamak; kendi içimize dönmek.
‘Alıcısı olmayan meta zayi olmuş demektir’ derler.
Dostluğun alıcısı yok mu?
Arkadaşlığın-kardeşliğin piyasası bitti mi?
Her şey, gökkubbenin altında var olan her şey başka bir dünya mı buldu kendine?
Bana öyle geliyor ki, insanoğlu varolduğu sürece, dostluklar var olacaktır. İnsanın bir yürek taşıyor olması bilinci, hele de çocukluk ve gençlik varoldukça, her çocuğun ve her gencin şahsında yeniden bir kez daha var olacaktır.
İnsanlar çocukluklarını ve gençliklerini yad ettikçe, dönemlerden damakta kalan unutulmaz bir tad olarak dostlarını da hatırlayacaklardır. Hayat ilerledikçe insanın etrafını büyüyen bir orman yangını gibi boşaltacak ve geriye yanmış ağaçlar, yok olmuş otlar, kararmış kütükler bırakcaktır. Bu, bizden önce yaşamış insanların anlattığı ya da yazıp çizip bize anı bıraktığı bir gerçektir. Bizim için de kaçınılmaz bir sondur. Bu nedenle dostlar değerli, dostluklar kırılgandır. Bu nedenle fanuslarda saklanmalı, kasalarda korunmalıdır.
Her dostluk bir mevsim gibi en güzel yanını mühür olarak basar yüreğimize. Ya masmavi bir deniz görüntüsü içinde yaz mevsimidir. Ya çiçeklerin güneşe şarkılar söylediği bir bahar, ya savrulan yaprakların güzü, ya da karlarda şavkıyan güneşlerin kışıdır.
Ama her durumda da güzel, her zaman alımlıdır dostluk.
Popularity: 10% [?]

Son Yorumlar