Van Gölü Canavarı’nı hatırlıyor musunuz? On yıl kadar önceydi.. 1995’te, Türkiye birkaç ay bir olayla çalkalandı. Yazılı ve görsel basında her gün bu canavara ait görüntüler;görenlerle konuşmalar, yorumlar yer aldı. Van Valisi, Vali Yardımcıları, milletvekilleri… aylarca konuşup durdu. Belki bugün gülünç geliyor,ama olay dallanıp budaklandı, TBMM olaya el koydu. Tam adı: ‘TBMM Van Gölü Araştırma Komisyonu’ olan bir meclis araştırma komisyonu kuruldu.

Aslında çok sıradan bir mesele gibi görünse de,bu tip olaylardan hareketle Türkiye’deki devlet anlayışı konusunda akademik sonuçlar çıkartmak mümkün.

Birincisi, 1 Kasım 1995 tarihli bir gazete haberi… TBMM Van Gölü Araştırma Komisyonu’nun ilk resmi toplantısında Van Gölü Canavarı tartışıldı. Komisyon Başkanı DYP Van Milletvekili Nadir Kartal, ‘Vali Muavini Van Gölü’nde canavarı gördüm diyorsa,ben devletimin en yetkili makamını yalancı çıkaramam. Öyle diyorsa canavar vardır.’ dedi.

İkincisi, bu hikayenin, Van’ın tanıtımına yardımcı olmak amacıyla, Valilik tarafından düzenlendiği ve basın yoluyla aylarca yazılıp çizilmesinin sağlandığı daha sonra anlaşıldı.

Bu ve benzeri olaylar ‘devlet’ kavramının yeniden yorumlanması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Öyleyse devlet nedir?

Ben yorum yapmayacağım. 10 yıl önceki gazetelerden, bu konuda zihnimizi açacak haberleri yazacağım. Sizler hem devlet kavramını,hem o günden bugüne değişiklik olup olmadığını,hem de ülkemizde kamu yönetiminin en kısa zamanda çağdaş normlara göre,verimli ve üretici bir anlayışla hızla değiştirilmesinin gerekip gerekmediğine kendi yorumunuzla ulaşacaksınız. İşte haberler:

  • (20 Ağustos 1995)TOBB,İstanbul Polisi’ne 30 Mercedes verdi.
  • (5 Temmuz 1995)Devlet, yatırımdan tasarruf ediyor.
  • (15 Nisan 1995) Erdemir (Ereğli Demir Çelik) Mensupları Vakfı 1994 yılında 927 milyar TL (22 milyon dolar) kar etti.
  • (3 Ocak 1995) Geçen yıl tasarruf olsun diye kamu kuruluşlarındaki 5497 aracı satan devlet, bu sene 7697 adet taşıt satın alacak
  • Kamuda 299 bin konut var. (%88 inşa,%11 satın alma, %1 kira)
  • (23 Haziran 1996) Korkut Özal: Parlementonun %10’unu halk belirliyor. Ülkeyi ordu, mafya, iş çevreleri ve dış güçler yönetiyor.
  • (14 Eylül 1996) Ecevit: ‘Devlet, Erbakan’a ve hükümete güvenmiyor.’
  • (21 Mayıs 1996) Kent rantiyesi zirvede. Toplam gecekondu 2.200.000 adet
  • (10 Mayıs 1996) Mafya ordu gibi. Bütçesi 200 trilyon, 23 bin tetikçisi var.
  • (5 Mayıs 1996) Türkiye’de 3.5 milyon işsiz var.
  • (10 Nisan 1996)Türkiye’nin tamamı bir General Motors etmiyor. GM’un yıllık cirosu 168 milyar dolar, Türkiye’nin aynı yıl GSMH’sı 165 milyar dolar.
  • (23 Ekim 1998) Doğan Güreş:Türkiye oligarşi ile yönetiliyor.

    Yazarken benim içim karardı. Okurken sizin de içiniz fazla daralmasın diye örnekleri uzatmıyorum. Ancak; 5 Ağustos 2004 tarihli iki gazete haberini de eklemek istiyorum.

  • 46 adet F-16 verdik, Mısır’dan Türk Silahlı Kuvvetleri için 630 adet Cherokee 3.7 model,4×4 jeep aldık. (Bir uçağa 13.7 jeep)
  • Erzurum’da Vali ve Emniyet Müdürü’nün bilgisi dahilinde, şehrin tanıtımı için 20 gün süreyle UFO’larla ilgili bir ‘şaka’ düzenlenmiş. AA ciddi ciddi haber yapmış.

    Şimdi ben ne yazayım? Size uzun uzun devlet nedir, ne yapar, neleri yapmamalıdır, onu mu anlatsam? Devlet’in sanıldığı gibi soyut bir kavram olmayıp; aç gezen adamlar, işsizler ordusu, milli gelir, üretim, verim, paranın değeri, başına çuval geçirilen asker, uluslararası piyasada geçerlilik, itibar olduğunu mu söylesem?

    Ya da hiçbir şey yazmasam, ama ısrarla baştan sona bu yazıyı ikinci kez (örnek haberleri tekrar tekrar) okumanızı mı istesem?

    5227 sayılı ‘Kamu Yönetimi’ yasa tasarısı ile ilgili tartışmalarda eleştiri noktalarının bu ve benzeri olaylar olması gerekirken,bu ülke insanının uygar insanlar gibi ‘yaşama kalitesi’sözkonusu edilmeden kilitlenilen noktanın; tarihe, tarihin ve bilimin öğretilerine ters düştüğünü mü söylesem?

    Yoksa sadece sussam ve:

    ‘Acaba 10 yıl sonra nasıl olacak bu ülkede gazete başlıkları?’ mı desem….

  • Popularity: 10% [?]

    Bu Konu İle İlgili Yazılar