Deli Kız’ın sinisi
Makaleler
Bu yazıyı yazdır
19 Ekim 2005
Ben sadece Bayburt’a ait bir oyun zannederdim, TRT’de izledim, meğer Sivas’ta da oynanırmış. Kimbilir daha başka nerelerde var?
Malum, ‘68 kuşağıyız. Türkiye’de ilk boykotu Erzurum’da, Ziraat Mühendisleri’nin özlük hakları ile ilgili olarak yaptık, daha sonra yaygınlaştı, Fransa’da, şimdi Avrupa Parlamentosu’nda bizi savunan Kızıl Dany ile Kızıl Rudy’nin başı çektiği öğrenci olaylarının modasıyla, bizde de iş çığırından çıktı.
Boykot sırasında, o kadar öğrenciyi yerinde tutabilmek amacıyla eğlenceler düzenlenir, yurdumuzun ve yavru vatan Kıbrıs’ın tüm yöresel oyunları sergilenirdi.
Daha sonraları Bayburt Belediye Başkanı olan arkadaşımız Muammer ile Bayburtlu Halit Yıldız’ın oynadığı bir ‘deli kız’ oyunu vardı ki, seyrine doyulmazdı.
Kısaca, bir köyde yaşayan ve bir ayağı topal, bir eli çolak, bir gözü kör olan ‘deli kız’a görücü gelinmesi üzerine kurulu. Görücüler de üzerinde takıların olduğu sini ile geliyor. Kızı görünce geri gidiyorlar. Deli kız ile diğer oyuncu arasında geçen konuşma şöyle: ‘Deli kız sinin geliyor - Haniya niye gelmedi? -Geldi de geri döndüler - Ne kusurumu buldular - Ayağı topal dediler’. Bunu duyan deli kız, hırsla ve topal ayağını öne çıkararak oynar: ‘Haniya bunun topalı?’
Oyun, deli kız’ın çolak kolunu ve birisi kör olan gözünü de sözkonusu ederek sürer, gider…
Hemen anladınız, sözü AB tarım müzakerelerine getireceğimi…
Önce Ortak Tarım Politikası’ndan, kısaca OTP’den söz edelim…
Avrupa Birliği üyesi ülkelerin tarım politikalarının ekonomik ve siyasi anlamda ortak bir çerçevede yönetilmesi esasına dayanan OTP, AB’nin ilk ortak politikasıdır. Bu çok önemli. İkinci olarak da Birlik bütçesinin yarısını oluşturması yönünden, AB’nin en önemli politikalarından biridir.
OTP neden gerekmiş?
Öncelikle 2. Dünya Savaşı sırasında yaşanan kıtlığın yarattığı endişe nedeniyle… Savaş sonrasında da AB aktif nüfusunun çok önemli bir bölümünü oluşturan tarım sektörü çalışanlarının gelir düzeyinin korunması ve üye ülkelerin ulusal tarım politikaları arasındaki derin farklılıkların giderilmesi amacıyla, 1962’de, Roma Antlaşması’yla…
Peki, amacı ne?
1. Teknik ilerlemenin özendirilmesi, tarımsal üretimin rasyonalleştirilmesi, üretim faktörlerinin (özellikle işgücünün) optimal kullanımı, verimliliğin artırılması.
2. Tarımsal nüfusun yaşam düzeyinin, tarımda çalışanların gelirinin artırılması yoluyla yükseltilmesi.
3. Piyasalarda istikrar sağlanması.
4. Düzenli bir ürün arzının garanti altına alınması.
5. Tüketicilere uygun fiyatla ulaştırılması.
Benim sorum şu: Türkiye açısından, bu şartların sağlanmasının ne zararı var?
OTP, şartlara göre sürekli yenilenen, değişken bir mekanizma. 1968’den beri sürekli gelişmiş.
Bir konuyu da hiç unutmamak gerek. OTP’nın karar alma sürecinde Birlik, üye devletler üzerinde, diğer politikalarda olmadığı kadar yetki sahibidir.
Şimdi, tarım, balıkçılık, orman, çevre ve tüketici haklarıyla birlikte, tek kalem olarak tarımı mütala edelim.
1980’li yıllarda Avrupa kamuoyunda çevre bilincinin artmasıyla, çevre, özel önem kazanmıştır.
1992 Maastricht Antlaşması ile, kırsal bölgelerin durumunun iyileştirilmesi eklenmiştir.
Bana öyle geliyor ki, tarım bürokrasisinin yönlendirdiği siyasi irade, bu konuda, AB’nin lafzını anlamaya çalışıyor, ruhunu anlamıyor, es geçiyor, ıskalıyor.
Zaten anlasaydı, üç yıl gibi uzun bir sürede, tarımda gelinen nokta, bugün bizim, akıllı planlama sonucunda, avantajlar devşirdiğimiz bir nokta olurdu.
Aynen oyundaki deli kız gibi…
Müzakere denilince bir yandan topal bacağını öne çıkarıp oynuyor, bir yandan da türküsünü söylüyor: ‘Haniya bunun topalı?’
Popularity: 14% [?]

Son Yorumlar