Yıllardan beri bu şehrin içinde yaşıyoruz. Çilesini ve sıkıntılarını da, nimetlerini ve güzelliklerini de yaşaya yaşaya görüyoruz.Az çok geçmişini de biliyoruz.

Peki ya geleceğini? Geleceğini biliyor muyuz içinde yaşadığımız şehrimizin?

Önümüzdeki 5- 10- 15 yıllık dönemlerde nasıl bir şehirde yaşayacağız? Bizi mutlu mu edecek, yoksa, sıkıntılarımız daha da çoğalacak mı? Biz nasıl bir şehirde yaşayacağız, gelecek kuşaklar nasıl bir Malatya’da yaşayacak? Çocuklarımızın ve torunlarımızın Malatyası, sağlam temeller üzerinde yükselecek mi?

Bunu büyük çapta yerel seçimler belirleyecek.

Seçimleri kim belirleyecek? Tabii ki siz-biz… Yani Malatyalılar.

O zaman ne yapmalıyız?

Bugünlerde yavaş yavaş sözü edilmeye başlanan yerel seçimlerde kılı kırk yarmalı, öyle karar vermeliyiz.

Peki, ne yapmalıyız yani?

Öncelikle, partisine, bağlantılarına, grubuna bakmaksızın, tüm adaylardan program istemeliyiz.

Ayrıntılı olarak şehrimize neler yapmayı düşündüğünü bilmeliyiz.

“Ben bu şehrin tüm sorunlarını ve çözümlerini biliyorum; planım hazır” şeklindeki dolmayı da yutmayacağız.

İkinci olarak da, bu programı nasıl gerçekleştireceğini görmeliyiz. Eğer düşündükleri, uygulama kabiliyeti olmayan, hayali şeylerse, o adayı desteklememeliyiz.

Yok eğer, uygulanabilir bir programı varsa, “babamızın oğlu”na karşı da olsa, adaylığına destek vermeliyiz.

Malatya’nın sorunlarının ne olduğunu sormalıyız adaylara. Önem sırasına göre, sorunları bir bir sıralamalı.

Daha sonra da bu sorunları nasıl, hangi yöntemle, hangi kaynakları kullanarak, ne kadar zamanda çözeceğini söylemeli.

Daha sonra da gelecekte nasıl bir Malatya düşlediğini bildirmeli bize, anlatmalı, ikna etmeli.

Eğitim sorunudan, göçe, kaysı sorunundan trafiğe, şehrin yapılanmasından genişlemesine kadar her konuda yerel yönetim olarak nasıl bir çözüm düşündüğünü bilmeliyiz.

Adayın iş başarma kabiliyeti de önemli.

Bir şeyi çok iyi kavramalıyız, Malatya, ne yazık ki nefesi tükenen bir kent. Genç yaşına rağmen ihtiyarlamış, pörsümüş bir insan görünümünde.. Bu gidişle artık yaşanamaz bir hal alır, daha fazla köy durumuna düşer. Yazık olur.

Malatyalıların, kısır çekişmeleri bir yana bırakıp, işin esası ile uğraşmaları gerekir.

Hangi parti kazanırsa kazansın, ne yazık ki Malatya kaybediyor…

Malatya yıllarını kaybediyor ufak hesaplar uğruna.

Biz de Malatya’yı kaybediyoruz ne yazık ki…

Bunun tek çözümü, yerel yönetimlerde halkın ağırlığı… Bilinçli ağırlığı… Ölçülü ağırlığı…

ŞEHRİN İNTİHARI

Şehirler intihar etmez doğal olarak, içinde yaşayanlar bir şehri öldürebilir.

Bunu da seviyormuş gibi yaparak gerçekleştirebilirler.

Ölü şehirlere Erzurum’u örnek gösterebiliriz.

İnternette bazı gruplardan elektronik postalar geliyor.

Türkiye’de iki şehir böyle bir haberleşme, bilinçlendirme, yönlendirme ağı kurmuş.

Diyarbakırlılar ve Erzurumlular…

Kim önermiş, bilmiyorum, her iki şehir grubundan da e-postalar geliyor bana. Dikkat ediyorum, Erzurum’dan gelen postalar baştan başa dedikodu, hakaret, aşağılama.. Bunu da birbirlerine karşı yapıyorlar. Neredeyse tamamını, okumadan siliyorum artık.

Ufak hesapların bir şehri nasıl sünepeleştirdiğini, ufuksuzlaştırdığını, faydasız hale getirdiğini görüyorsunuz yazıp çizdiklerinde.

Anlıyorsunuz ki, Erzurumlular Erzurum’u öldürüyor.

Erzurum intihar ediyor yani…

Bir de dönüp Diyarbakılılara bakıyorsunuz.

Sürekli şehirlerinin geçmiş kültürüne ait bilinçli yönlendirmeler, manilerden tarihine kadar Diyarbakır’ı didik didik eden araştırmalar.

Karşılıklı kibar ve zarif eleştiriler, övgüler, dokundurmalar…

Ama hepsinde de zerafet hakim. Birkaç tane kendini bilmez çıkarsa, onlar da eritiliyor.

Anlıyoruz ki Diyarbakır şahlanacak…

Bugün ne durumda olursa olsun, yarın Diyarbakır büyük bir metropol olacak.

Geçmişini hakedecek.

Bunu şimdiden görüyoruz.

MALATYA İÇİN BİR ÖNERİ

Malatya’yı, bu “eşi bulunmaz şehri” seviyoruz…

Ama, sevgilimiz göz göre göre ölüyor.

Ne yapmalıyız?

Çok kaliteli bir medyası var bu şehrin. Tv kanalları, gazeteler, internette haber siteleri… Var oğlu var…

Ama bir şey eksik…

Şehir için “ortak akıl” yok. Bir grubun çok doğru bir önerisi, başka bir grupta yankı bulmuyor, sevgi-saygı yok ne yazık ki..

Bir gazete, diğerinden söz etmeyi, belki küçültücü görüyor, belki zararlı buluyor, her ne hal ise kimse birbirinden bahsetmiyor.

Eskiler buna “ademe mahkum etmek” derdi. Malum, adem, yokluk anlamında…

Her şeyi bir yana bırakıp, sadece şu ölen sevgilimizin, Malatya’nın şifa bulması için bir şeyler yapalım.

Birbirimizi görelim artık.

WEBER’DEN, İBN-İ HALDUN’DAN…

Aslında, şehrin (Weber şehir diyor, İbn-i Haldun medine..) ne demek olduğunu anlatan, bilimsel bir yazı yazacaktım.

Başladım, epeyce ilerdi de.. Sonra baktım ki faydasız bir yazı olacak…

Kenti tarif ederken, tarım dışı kazanç esas alınıyor kent vurgusunda.

Bu yönden bakarsanız, bırakın Malatya’yı, İstanbul bile kent sayılmayabilir…

Şehrin şurasında burasında öbek öbek bostanlar görürsünüz. Ankara’da da öyle, İzmir’de de…

Bu haliyle İstanbul’un bile uluslararası ölçütlere göre kent sayılması şüpheli ise…

O yazıyı sildim.

Biz, kendi gerçeğimize dönelim en iyisi dedim…

YAŞLILAR SİZİ İLGİLENDİRİYOR MU?

Beni ilgilendiriyor.

Malatya İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı öğretim üyelerinden Doç. Dr. Leyla Karaoğlu ve Arş. Gör. Güray Özen, çok güzel bir şeyi başarmış, kutluyorum.

Malatya huzurevinde kalan konuklarla ilgili bir araştırma yapmışlar.

Onların fiziki durumlarını ve iç dünyalarını anlamaya çalışmışlar.

Çok hoşuma gitti bir gazetede okuduğumda, çalışmanın tamamını görmek istedim.

Değerli bir kardeşimden rica ettim, buldu gönderdi.

Ailesiyle, çocuklarıyla kalan yaşlıların durumuna ait bir araştırmanın bunu tamamlayacağını söyledim, meğer o araştırma da yapılıyormuş.

Merakla bekliyorum.

Biliyorsunuz, yaşlılara izafe edilen bir gün var ve bazı yetkililer o günde nutuk atar, eşleriyle birlikte yaşlılar yurduna giderler, çiçek filan verirler, fotoğraflar çektirirler.

Bence öyle yararsız işler yapacaklarına, bu tür araştırmaları teşvik etsinler, ödüllendirsinler, sonuçlarından istifade etsinler.

Yani uygulamada kullansınlar… Mümkünse…

Popularity: 14% [?]

Bu Konu İle İlgili Yazılar