Yazan:
Cumali Ünaldı
; Tarih
26 Mayıs 2004
Bu yazıyı yazdır
Doğru olan ne? Soruna bir bütün olarak bakabilmek mi?
Bir yere bakarken, başka yerleri, bakılmayan yanları da görebilmek. Bir tarafa yapılacak bir uygulamanın, başka taraflardaki etkisini tahmin edebilmek… Ona göre önlemler alabilmek.
Türkiye’de doğal kaynaklara ilişkin uygulamalarda hep ihmal edildi bu önemli özellik. Düşünülmeden yapılan uygulamalar, bir süre sonra büyük zararlar vermeye başladı.
Okumaya devam et >>> »
Popularity: 9% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Yazan:
Cumali Ünaldı
; Tarih
19 Mayıs 2004
Bu yazıyı yazdır
Kim? Turgut Özal’dan sözetmek istiyorum. Yavuz Sultan Selim için tarihçilerin söylediği söz nasıl da örtüşüyor Turgut Özal’la.. ‘Onu ne uleması -bilginleri,sivil bürokratları- ,ne umerası -asker bürokratları-,ne de oğlu anladı…’ sözü.
Burada oğlu,öldükten sonra iktidarı devralan kişi olarak algılanacağı için Turgut Özal’ın kurduğu partiyi yönetenleri ‘oğlu’ olarak anlamak doğru olur.
Beklenmedik biçimde iktidar yolu açılınca,hazır olmayan nice insan,bilmediği alanda sorumluluklar aldı.. Bu ülkenin kaderini etkileyecek kararlara imza attı. Turgut Özal’a yakın görünerek,kendi adlarını parlatmaya çalıştı. Toplum da onların arkasındaki gücü gizlendiği için- göremedi ve marifeti onlardan menkul sandı.. Okumaya devam et >>> »
Popularity: 9% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Yazan:
Cumali Ünaldı
; Tarih
16 Mayıs 2004
Bu yazıyı yazdır
Gençlik dönemlerimde, öğrenci olan bir grup arkadaşımın cep harçlıklarıyla çıkardıkları bir dergide, yazarını bile unuttuğum bir yazının adı bu.
Biten her güzel şeyin sebebini bir fitnede mi aramalıyız? Biten güzel evlilikler, biten iş ortaklıkları, başlangıçta heyecanların köpürüp durduğu, sonra birdenbire sönüp yok olduğu sosyal-kültürel amaçlı dernekler-vakıflar, Türkiye’ye umut aşılayan şimdi ‘yok gibi’ olan siyasal partiler… Kırılan dostluklar…
Hepsinin içinde de bir ‘fitnenin maliyeti’ var…
Gençlere imrenmemek mümkün mü? Okumaya devam et >>> »
Popularity: 8% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Yazan:
Cumali Ünaldı
; Tarih
7 Mayıs 2004
Bu yazıyı yazdır
Söz, çok eski bir hikayeye sahip. Biraz kişisel, ama yine de anlatmak istiyorum izninizle.
9-10 yaşlarındayım, ilkokuldayım, yaz tatilinde bir aya yakın bir süre terzi çıraklığı yaptım.
Malatya-Yeşilyurt’ta tabelasında ‘Bizim Terzi Mahmut Özer’ yazan bir dükkanın arka bölmesinde… Babamın dostlarındandı Mahmut Usta…
Bir yaz ikindisi. Usta dükkanda yok. Yaşları belki 15-18 civarındaki iki kalfa Bayram ve İsmet, iki sineğin kanatlarını koparmış, heyecanla yarıştırıyor.
Birdenbire usta içeri girdi.
Kalfalar o utançla toparlandı ve..
Mahmut Usta konuştu. Okumaya devam et >>> »
Popularity: 9% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Yazan:
Cumali Ünaldı
; Tarih
5 Mayıs 2004
Bu yazıyı yazdır
Günümüzde, içinde ‘dost’ ve ‘dostluk’ kavramlarını barındıran bir cümlenin yersizliği düşünülebilir. Hayatın biraz daha hızlanması, hızlanırken kendinden başka her şeye ‘bigane’leşmesi, ‘benmerkezci’ bir yörüngeye girmesi birçok güzellikle birlikte dostluğu da dünyamızın dışına itmiş olabilir.
Birçok kişi, anlattıklarımızı arkaik birer hikaye olarak algılayıp, kendi dünyasında böyle aşırılıklara yer olmadığını söyleyebilir. Yine de ‘dost kimdir, dostluk nedir?’ diye sormaktan alıkoyamaz bizi. Çünkü, insanoğlu, kendini anlatım yollarında birini de dostlukta bulmuştur. İnsanlar, özelliklerinin, duygularının, düşüncelerinin ya da yaşam biçimlerinin uyuştuğu insanlarla dost olurlar. Bu, insan olmanın bir gereği gibidir.
Dost olmak, dostluk… Nedir? Okumaya devam et >>> »
Popularity: 14% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Yazan:
Cumali Ünaldı
; Tarih
28 Nisan 2004
Bu yazıyı yazdır
Her insan kendi yaşadığı dönemi en dikkate değer dönem, kendi yaşamını da ‘farklılar içinde en farklı’ zannedermiş. Oysa ki, bir dönel çember gibi dönüp duran zaman, herkese getirdiğini bize de getirir, üç aşağı beş yukarı herkese getirdiği kadar…
Biz nice farklı zannetsek de…
Çünkü acı her insanın yüreğini aynı güçle burar, her insan ayrı çığlık atsa da… Çünkü sevinç her insanın yüreğini aynı hızla kanatlandırır, her insan ayrı kahkaha atsa da… Üzüntünün ve sevincin ifadesi değişik olsa da özü aynıdır benzer aynalarda…
Ölüm de, hastalık da herkese dağıtılan bir ’saçı’ gibi eşit ve kaçınılmaz. Mevsimleri yüreğimize döşeyen şaşmaz nizam, aynen mevsimler gibi insani olan her şeye ‘buyur!’ ediyor bizi. Yazı ve kışı, güzü ve baharı; bütün güzellikleri veya bütün korkunçlukları. Nefsimize hoş gelen ve gelmeyen her şeyi.. Okumaya devam et >>> »
Popularity: 11% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Yazan:
Cumali Ünaldı
; Tarih
24 Nisan 2004
Bu yazıyı yazdır
Kemal Tahir bu ülkeyi, bu ülkenin insanını, bu ülkenin tarihini-coğrafyasını ve bu dünyayı iyi anladı. İyi anladığı için de en güncel olayları bile tarihle ilişkilendirerek okuyucularına akıl almaz bir parıltı, bir ‘şehrayin’ armağan etti. Bu nedenle onun romanlarını, hikayelerini, anılarını, konuşmalarını, hatta eserini yazmak için aldığı notları dikkatle okumak; yöneldiği noktalara araştırıcı gözle bakmak bile okuyucusuna zihin açıklığı verebilmektedir. Okumaya devam et >>> »
Popularity: 13% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Yazan:
Cumali Ünaldı
; Tarih
21 Nisan 2004
Bu yazıyı yazdır
Soruyu şöyle soracaktım: Tarımın sorunlarını çözmeden Türkiye’nin sorunlarını çözmek mümkün mü?
Ama, tarım, sorun değil Türkiye’de.
‘Sorun’ nedir? Mesela tıkır tıkır çalışan bir düzenekte binlerce çarktan birisi arızalanırsa sorundur. Onarırsınız sorunlu kısmı, sistem çalışmaya başlar. Okumaya devam et >>> »
Popularity: 14% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Yazan:
Cumali Ünaldı
; Tarih
17 Nisan 2004
Bu yazıyı yazdır
Ülkemizde ve dünyada karmaşık, dolaşık, akıl almaz bir sorun yumağı oluştuğunda, önce, böyle olayları yorumlayan yazarların yazılarını hatırlıyorum. Daha sonra da Gordium’da İskender’in kılıcı ile kesip attığı, kimsenin çözemediği kördüğümü…
Yorum ve çözüm, siyasete ulaşıyor.
Siyaseti nasıl anlamak gerek?
Seyislikle bağlantılı olarak at eğitimi midir siyaset? Acemi at; özelliklerinden yararlanılamayan bir konumdadır. Görüntü olarak var olmasına karşın, işlev olarak yoktur. Binilemez, yük taşınılamaz, hatta sevmek bile mümkün olmayabilir…
Okumaya devam et >>> »
Popularity: 11% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Yazan:
Cumali Ünaldı
; Tarih
14 Nisan 2004
Bu yazıyı yazdır
Dünyayı bir tarafa bırakalım, sadece Türkiye’yi konuşalım. Ozon tabakasını, kara deliği, değişen iklimi yok sayalım, Türkiye’ye dönelim ve ülkemiz ne durumda, ona bakalım..
Anadolu, dünyanın ilk uygarlığı olma onurunu taşıyor. Fırat nehri kıyısında İzollu’da Caferhöyük’te yapılan kazılarda M.Ö. 7000 yılında burada tarım ve hayvancılık yapıldığı belirlenmiş. Bu onur, aynı zamanda Anadolu topoğrafyasının çok yorgun olduğu anlamına da gelmektedir. Bu nedenle aşınım (erozyon) denilen belanın da en çok bu coğrafyada oluşu yadırganmamalıdır. Okumaya devam et >>> »
Popularity: 9% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Son Yorumlar