İllüzyon, fransızca bir kelime. Anlamı çok ilginç.. ‘Görünüşü, gerçeği sandıran duygu ve zihin yanılması’ olarak açıklıyor sözlükler. Hem gerçek gibi görünecek, hem de bir yanılma olacak…

Bu illüzyon işinin ustası Zati Sungur’du bizim çocukluğumuzda…

Şimdi başkaları da var. Yerli,yabancı. Yığınla gözbağcı…

İllüzyonun bir de bürokratlar tarafından yapılanı var. Her yeni gelen iktidara üst bürokrasi tarafından uygulanan kuşatma. Üst kademe yöneticilerin, geçmişin tozlu raflarından alıp, patates baskısı yöntemiyle ruhunu bozmadan, yeni gelen iktidarın meşrebince süsleyerek cilaladıktan sonra sundukları süslü dosyalar.

Türkiye’nin ulaşım sorunu mu? Dosya hazır. Türkiye’nin eğitim, ekonomi, tarım, kültür. Aklınıza hangi sorun gelirse, onun çözümüne yönelik yığınlarca cilalı söz…

Yeni siyasilere sunulur bunlar. Üzerinde yoğunlaşılır. Çuvallarca laf edilir. Hükümetin süresi biter. Aynı kadrolar, bu defa başka bir hükümete dosya hazırlamak için kolları sıvar.

Bu, bürokratik illüzyonun tek ortak noktası vardır: uygulama olanağı olmayacak, eski düzeni sürdürecek, hiçbir yeniliğe yer vermeyecek. Ancak çok mantıklı yalanlar silsilesi, aldatıcı rakamlar dizisi olacak.

Bir de bunun sözlü olanı var.

Kesinlikle yazıya dökülmez. En yetkili olanlara yakın olmanın bir yolu bulunur. Burada önemli özellik şu: Fısıltıyla konuşulacak ki, yetkili kişi ‘kendinden’ sansın. Özellikle toplantılarda geçerli bir yöntemdir. Hafifçe eğilerek, bir elini duyulmasını önlemek amacıyla siper ederek, sır verir gibi fısıltıyla, akıllı uslu laflar edilecek. Biraz abartılı biçimi ise, yetkili kişi koltukta otururken yanına çömelip konuşmaktır.

Bir zamanlar devlette, yeni gelen yöneticilere staj yaptıran, kendilerini öyle tarif eden bürokratlar vardı. Onlar her zaman vardı, şimdi de var.

Bürokratik illüzyon onların yazılı ya da sözel eseri. Her zaman.

Devletin arşivine girildiğinde bir gerçekle karşılaşılıyor. Bu türden bütün dosyalar birbirinin benzeri: yazarını bilgiç gösterme amacıyla hazırlanmış tuzaklar.

İllüzyonun amacı ne?

Doğrunun, gerçeğin, sarsıcı ve çözümcü olanın önünü kesme aracı olarak kullanmak mı?

Yenilik yapılıyor gibi gösterilip, eskinin daha güçlü bir biçimde sürmesi sağlanıyor.

Siyasal ataklık, statükonun dişleriyle testerelenerek yok ediliyor.

İllüzyonistlere ne kalıyor?

Bir parça menfaat kırıntısı.

Karşılığında milletin mutluluğunu yok ediyor. Ülke, biraz daha yerlerde süründürülüyor.

İşin daha ilginci, yavaş yavaş su başlarını tutan gözbağcılar, ileride kendilerinin tekerine çomak sokacak kişi ve düşünceleri görünmez silahlarıyla yok ediyorlar…

Bu yüzden ‘ileri’ çizgiler taşıyan bir siyasi hareket, kısa zamanda statükoya dönüşebilmektedir. Makamların, kuralların, kayıtların aracı olabilmektedir.

Siyaset için en tehlikeli dönem bu olmalı.

Milletin yararı için yola çıkan bir avuç idealist insan, zamanla siyasal yerini koruma kavgasının usanmaz savaşçılarına dönüşebiliyor.

Bunun için de illüzyonist bürokratla siyasetçinin işbirliği yapıp, ökse otu ile armut ağacının ‘ortak yaşam’ alışverişini kurması gerekli.

Bürokrat, siyaset adamını övüp yüceltecek; siyasetçi de bürokratı kollayacak.

Her birlikte oturup ‘değişimi’ yiyecekler.

Özal’ın yakın çevresi… İlk başladıklarında her biri değişim savaşçısı gibi görünen bu çevre, zaman içerisinde iktidar olmanın her damlasının sonsuz lezzetini duyarak statükonun yıkılmaz kalelerini oluşturmadılar mı?

Sonra, hep birlikte silinip gitmediler mi?

Bu tehlike, değişimi amaçlayan her iktidar için her zaman vardır. Emarelerini de daha ilk başlarda gösterir.

Gizli bir çekişme, ileri gitmek isteyenlerle frene basmak isteyenler arasında sürüp gitmektedir.

Genellikle, statüko, değişim arzularının kökünü kurutmaktadır. Akla hayale gelmeyen gizli-açık silahlar kullanarak.

Bürokratik illüzyon da bu kavganın en arkasındaki asıl yönlendiricidir.

Yalanı gerçek gibi gösterir.

Duygu ve zihin yanılgısıdır.

Ama değişim umudunu da yerle bir edebilir. Bu nedenle her adımı çok önemlidir değişimi amaçlayanların: her adımı, her sözü, her eylemi…

Popularity: 7% [?]

Bu Konu İle İlgili Yazılar