Bunun adı tarım siyaseti, öyle mi?
Makaleler
Bu yazıyı yazdır
22 Ocak 2005
Ama nasıl show? Bir örnek giyinmiş bir grup genç kız ve erkek, Tarım il müdürlüklerinin tedarik ettiği otobüslerle, Türkiye’nin her yerinden Ankara’ya gelmişler. Yanlarında yeteri kadar görevli ve köylüyle birlikte. Bir sunucu, bir türkücü, ne yazıkki, iki yıldan bu yana Türkiye’de ekonomi, dışişleri gibi birçok ana sorunda, bilimin yardımıyla projeler uygulamış çok başarılı bir hükümetin Başbakanı… Bütün bunlar Tarım Bakanlığı’nın anlaşılmaz ‘cila’larından birisi için.
Başbakan, iki yılda traktör sayısında nasıl bir artış olduğunu anlatıyor. Oysa iki yıl önce de Türkiye’deki traktör sayısı, işledikleri alana göre çok fazlaydı. Sayıyı artırmak korkunç bir ‘israf’tan başka birşey değil. Bu yanlış bilgileri kimler veriyor acaba?
Aynı saatlerde Prof. Mehmet Altan, bir TV kanalında kendini paralıyor. Türkiye tarımının ana sorunlarını çözmeden, yapılacak desteklerin,harcanacak paraların boşa gideceğini anlatıp duruyor. İşletmelerin çok parçalılığı için, Ar-Ge için, yüksek verim için, işletmelerin optimum büyüklüğe ulaşması için… Yapılması gerekenleri sıralayıp duruyor. Tarım Bakanlığı’nın bunları yapmak yerine, görüntü ile meşgul olduğunu söylemeye çalışıyor.
Önce bir şeyi belirtmeliyim:
AK Parti’nin elinde çok sağlıklı raporlar var, tarımda nelerin yapılması gerektiğine dair. Bu bir!
DPT’nin beş yıllık kalkınma planlarında, tarımda sorunlar, çözümler konusunda, son derece bilimsel, özlü ve uygulanabilir öneriler var. Yani sekiz adet plan. Bu iki!
Tarım Bakanlığı’nın 1. Tarım Şurası’nda ayrıntılı bir ‘sorunlar-çözümler raporu’ var, henüz hiçbir öneri uygulanmamış. Bu üç!
DİSK, Ziraat Odaları Birliği, TEMA, meslek kuruluşları gibi STÖ’lerinin hazırladığı çok mükemmel tarım raporları var. Bu dört!
Ana Muhalefet Partisi CHP’nin harika bir tarım raporu mevcut. Bu beş!
AB bile bu konuda rapor yayınladı.
Bu sıralamayı artırmak mümkün…
Alın bunlardan herhangi birisini, kararlılıkla uygulayın, sonuçları bu ülkeyi uçuracaktır. Bunu da bir kenara yazın!
Herkese duyurduk, her yazıdan sonra çok sayıda e-posta ve telefon alıyorum.Sivil Toplum Örgütleri’nden, AK Parti milletvekillerine kadar bir çok kişi ve kurum, yazılar konusunda katılımını bildirip, bakanlığın çalışma(ma)sını eleştiriyor.
Gel gör ki Tarım Bakanlığı’nın kılı kıpırdamıyor.
Ama bu sorunların,çözüme kendini adamış insanlarla bu ülkenin gündeminden düştüğünü de herkes geçmiş tecrübelerden biliyor.
Kimisi meslek dışından, kimisi emekliliğin tadını çıkarmak için Tarım Bakanlığı’na kapağı atmış bir grup insan için, bu ülkenin geleceğinin ne önemi var?
Başarılı olmasını, bu ülkenin çok önemli şansı olarak gördüğümüz hükümetin, işin aslını bırakarak ayrıntıyla uğraşmasına, gönlümüz razı olmaz. Bu milletin geleceği söz konusu olunca, milletin seçtiği insanlara doğruları anlatmanın, bildiklerimizi aktarmanın bir ‘mükellefiyet’ olduğunu düşünürüz. Sorumluluk olarak görürüz.
Bu lütfu, yani bu millete hizmet etme imkanını harcamaya kimsenin hakkı yoktur.
Çok sevdiğim bir Arap atasözü var: ‘Ey Hükümdar, hükümdarlığın geçici bir şey olduğunu en iyi sende görüyorum. Çünkü, senden önce de orada bir hükümdar vardı!’ mealinde.
Biriken çay borcunu ödemek için arsa satışı yapacağını söyleyen 20 yıl öncesinin iktidar partilerini düşünüp, ibret almak yeter.
Yerküre üzerinde yaşayan insanlar gidecek, başka insanlar gelecek. Başbakan’ın dediği gibi, iki metrakarelik mezara, iki metrekarelik kefenle…
Geride bir çift söz kalacak,kalırsa!
Bir de bu millete güzel hizmet etmenin onuru.
Sempatik Tarım Bakanı’na bunları anlatmaya çalışıyorum aylardır! Dibi kırık testinin su tutmayacağını… Anlatamadığım, yapılanlardan belli…
NOT: Okurlarımın bayramını en içten dileklerimle kutlarım..
Popularity: 6% [?]

Son Yorumlar