Bulgaristan’daki Türk Azınlığın Sorunlarını, Türkiye’ye Yanlış Taşımak…
Malatya Yenigün
Bu yazıyı yazdır
29 Kasım 2007
Parlamentoda başladı ilk yanlış…Bir DTP milletvekili,Bulgaristan’da Jivkov döneminde Türklerin mücadelesini yanlış yorumlayıp,Türkiye’de de kendilerinin vasıflarını belirteceği bir kesime,özgürlük talebinde bulundu.
Arkasından,DTP Genel Başkanı’nın,Bulgaristan’daki Hak ve Özgürlükler Hareketi’ni yerinde araştırmak için Bulgaristan’a gideceği açıklandı.
Beni yıllar öncesine götürdü bu haber.
90’lı yılların başı…O zamanki Kıbrıs Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş,bizi Kıbrıs’a, “Dış Türkler” konulu bir açık oturuma davet etti…
Kimleri?
Oturumu yönetmek üzere beni,katılımcı olarak da,daha sonra “Dış Türklerden Sorumlu Devlet Bakanı” olacak olan Prof.Dr.Ahat Andican’ı,Ege Üniversitesi’nden Prof.Dr.A.Yavuz Akpınar’ı,yazar Ergun Göze’yi,son dönemde MHP’den milletvekili seçilip yemin törenine giderken trajik bir kazada ölen Hacettepe Üniversitesi’nden sosyoloji hocası Prof.Dr.Cihat Özönder’i…
Konumuz,o günlerde ciddi bir sorun olmayı sürdüren Bulgaristan’daki Türklerin isimlerinin değiştirilmesi etrafında kümeleniyordu.
İlk konuşmayı Lefkoşa’da AKM’de yaptık…
İkinci olarak da Mağusa’da Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde,öğrencilerin yoğun olduğu,öğretim üyelerinin ve Kıbrıs’lı yöneticilerin de hazır bulunduğu,büyük bir kalabalığa konuştuk.
Konuşmalar bittikten sonra,Prof.Dr.A.Yavuz Akpınar’a,bir dinleyici soru yöneltti.
Sorunun özü,Bulgaristan’da Türkler’in isimleri değiştiriliyor,bu kötü bir şey diyorsunuz;Türkiye’de de Kürtler’e aynı muamele uygulanıyor,ona ne diyorsunuz,şeklindeydi…
Soruyu yönetici olarak ben yanıtladım.Aşağı yukarı şöyle dedim: “Bulgaristan’daki Türklerin Bulgarlarla temel ayrılığı,etnik olmaktan öte dinsel farklılık.Bundan dolayı,isimleri Bulgar isimlerine dönüştürüldüğünde,Hristiyanlaştırılmış oluyorlar.Oysa Türkiye’de sizin farklı göstermeye çalıştığınız insanların tümü de Müslüman olduğundan,isimler aynı.Belki yöresel şive farkı Mehmet,Hasan,Hüseyin yerine Mamo,Hasso,Hüsso gibi söyleyişler getirmiştir.Tüm farlılık bundan ibarettir.”
Olay böylece kapandı.
Türkiye’de farklılıklar oluşturmaya çalışanlar,dinin birleştirici unsurunu görmezden geliyorlar.
İsimlerden başlayıp,doğumdan ölüme kadar tüm ritüellerde,dinin oluşturduğu ortak paydayı yok sayıyorlar.
Bu,DTP’lilerin dine bakışındaki yavanlıktan kaynaklanabilir mi?
Eğer öyleyse,yakın bir zamanda,DTP’nin kendi hegemonyasında gördüğü oyların,salt dinsel nedenlerle,başka tezleri olan partilere kaydığını görebiliriz…
Siyaset,bilimle yapılması gereken bir eylemdir.Siz,siyaset yaparken,sosyolojiyi,tarihi,psikolojiyi ve diğer bilimleri yok sayamazsınız.Eğer yok sayarsanız,birkaç seçimde,elinizdeki her şeyin su gibi akıp gittiğini görürsünüz.
Bulgaristan’daki Türklerin sorunu,çok farklı boyutları olan bir sorundu.
Din farklılığının oluşturduğu bir yaşam farklılığı söz konusuydu.
İkincisi de,Bulgaristan’da Türkler,onca acıya rağmen,silahı benimsemediler.
En fazla,Türkiye’ye hicret ettiler.Yani,pasif mukavemet gösterdiler.
Bugün,Türkiye’de farklılıklar olduğunu savunanlar,şiddeti benimsemiş durumdalar.
Şiddet,bir siyaset unsuru değildir.Bu nedenle de yenilmeye mahkumdurlar.
Bütün bunları göreceğiz.
Yeter ki,Türkiye aklını başına toplasın.Paniklemesin,çözüm üretsin.
GAP BİR SÜS MÜ
Yıllardır yazıyorum.GAP’ın yanlış kullanıldığını,ya da hiç kullanılmadığını,en az 3-4 yıldan beri ulusal basında yazıyorum,ulusal televizyonlarda konuşuyorum.
Türkiye,Güneydoğu ve Doğu Anadolu’daki sorunların büyük bir kısmını,tarım politikasını değiştirerek çözebilir.
Yanlış toprak dağılımından ve miras hukukundan kaynaklanan,büyük toprakların hızla küçük işletmelere dönüşmesi,verimi düşüren temel faktördür.
Küçük işletmeler,verimi artırıcı faktörlerden yararlanamazlar.
Bir de sulama konusu var…
Bütün bunları çözebilecek GAP gibi her türlü çalışmayı yapacak bir kuruluşa sahipsen ve onu kullanamıyorsan,orası sözün bittiği yerdir.
GAP’ın,Doğu ve Güneydoğu’nun sorunlarını çözebilecek bir yönetime kavuşturulması gerekir.
Bu da rüyasında bile bu sorunların çözümünü gören insanlarla olur.
Un var,yağ var,şeker var…
Peki,niye helva yok ortada?
Siyaset bu işleri yoluna koymak için vardır,öyle değil mi ey aziz okuyucu?
Öyle değil mi akil adamlar?
MİKROKREDİYE GEÇİLDİ İSE…
Yerel basında okudum,İl Özel İdaresi,önümüzdeki yılda mikrokrediye geçiş kararı almış ve bu iş için bütçeye 200 bin YTL ödenek koymuş.
Sevindim…Bu her şeyden önce,Malatya Yenigün’ün bir zaferidir,okuyucularının ve gazete yönetiminin başarısıdır.
Ne olurdu,bu işi gerçekleştiren birim,bu konuyu sürekli gündemde tutan gazetenize,bilgi verseydi…
Bir de,bu işlerin,mikrokrediyi Türkiye’ye getiren Prof.Dr.Aziz Akgül ile koordineli yürütülmesi gerekir.
Eğer bir hata yapılırsa,çok önemli bir imkan heder edilmiş olur.
Bir konuda da ilgilileri uyarmalıyız…
Anladığım şu ki,Malatya’yı yönetenler,yerel basının gücünün farkında değiller.
Bu nedenle önemsemiyorlar.
Ya da,bu işleri bilmiyorlar.
Yani,basınla bilgi alışverişinin günümüzde bir gereklilik olduğunun farkında değiller.
Oysa,iki satırlık bilgi ve teşekkür yazısı,şık olurdu.
Acaba,Malatya yerel basını mı bir ölçüsüzlük içerisinde?
Kendisine saygısı mı yok?
Ancak böyle olursa,yani kendine saygı duymazsa,başkalarının saygısızlığını kanıksayabilir,hoş görebilir.
Bu farkı belirtmekte,uyarıyı yapmada yarar var…
MALATYA NEDEN TARTIŞMIYOR,NEDEN DÜŞÜNCE ÜRETMİYOR?
Elimden geldiğince yerel basını,gazete,dergi ve televizyonları izliyorum.
Bir şeye çok üzülüyorum.
Malatya’nın temel sorunları hiç mi hiç tartışılmıyor basında,düşünce üretilmiyor.
Eğitimin kalitesi,göçten kaynaklanan sorunlar,Malatya’nın şehircilik problemleri,kültürel meseleler,bir sorun yumağı olarak üniversite,kaysıcılığın sorunları,Malatya’nın geleceğine ilişkin projeler…
Bunlar hiç konuşulmuyor,tartışılmıyor…Bu konularda fikir üretilmiyor.
Oysa ki,Malatya’da, bunların bir sorun olarak çözüme kavuşturulmasına ihtiyacı var.
Bunu da Malatyalılar çözecek…
O zaman el birliğiyle,bu meselelerin üzerine gidelim,çözüm üretelim.
Üretelim ki,sorunlarla boğuşma görevi verdiklerimizin yüküne,bir omuz da biz atalım.
Peki,o aydınlık yüzlü Malatyalılara ne oldu?
Hepimiz biliyoruz,bir kısım iyi insanlar,iyi atlara bindi,gitti…
Ama hayat sürüyor.
Onların bıraktığı boşluğu dolduracak nesiller yetiştirmeliyiz.
Değilmi ki,analar doğurmaya devam ediyor.
Önce kültürünü ortaya koymalıyız Malatya’nın…Belediye,Vilayet,Sivil Toplum Örgütleri…
Önce kültürünü ortaya koymalıyız,sonra da hem köklerine bağlı,hem de çağdaş olan,insanların mutlu olarak hayatını sürdüreceği şehri ortaya çıkarmalıyız.
Bu hepimizin görevi.
Ne dersiniz değerli okuyucularım,ne dersiniz?
Siz,akil(akıllı) adamlar ne dersiniz?
Popularity: 22% [?]

Son Yorumlar