Bu gençlere kıymayın efendiler!
Makaleler
Bu yazıyı yazdır
26 Şubat 2006
Tırpan yemiş ‘gök ekin’ gibi devriliyor, bu ülkenin umudu olan gençler. Tıkandıkları sorunlar yüzünden.
Kredi kartları ile ilgili düzenlemede sorun, icralık oluncaya kadar kartopu gibi hızla katlanan faizlerdi. Bu sorun, son düzenlemeyle giderildi, umuyoruz.
TBMM’de bile gencecik çocuklarımız canına kıydı, yazıktır!
Bir çoğumuz Necip Fazıl’ın o ünlü hikayesini hatırlarız: Hani, ihtilalden önce, gezintideyken, önünden bir cenaze alayı geçmiş de Fransa Kralı, neden öldüğünü sormuş. ‘Açlıktan’ demişler.
Necip Fazıl’ın yorumu aklınızda mı?
‘O tabutta Fransa Krallığı vardı.’
Başta Sayın Başbakan olmak üzere, sözlerimi en çok Bülent Arınç, Abdullah Gül ve Abdüllatif Şener anlayacaktır. Bu adaletsizlikleri önleme düşüncesiyle yetiştiler çünkü.
3-5 kişinin sorunu olsa kişisel hata der, geçerdik. Yüzbinler söz konusuydu, bir arıza vardı.
Birinci sorun çözüldü, sırada iki tane daha var…
Askerliği, bir bakıma insan hayatının en önemli sorunu haline getirmek, ancak bizim ülkemizin başarabileceği bir olumsuzluk.
Askere gitmeden önce, hayatınla ilgili hiçbir ciddi karar alamıyorsun.
Evlenmeden, işe girmeye kadar her şey o milada bağlı.
15 ay dünyadan kopuk yaşayacaksın.
Uygun bir şekilde formüle edilemez mi?
Birçok insan hayatını düzenlemiş, işini kurmuş, çoluk çocuğa karışmış, yaşını başını almış. Onu askere almakla, kaç şeyi birlikte yıkıyorsun?
Bu sorunun akla uygun bir çözümü yok mudur?
Bu aslında sivillerin sorunu ve sivillerin bunu konuşması, engelli. Siyasi iktidarlar, askerin gözüne bakarak konuşabildi ancak.
Başta askeri bürokrasi olmak üzere sözümüz herkese: Bu işe, insani bir çözüm bulalım, lütfen!
Bağırarak sadece yükselen sesleri kesersiniz, ama sorun büyür.
Devam eden problem de bir gün patlar ve o gün önünde kimse duramaz.
3-5 kişinin sorunu olsa kişisel hata der, geçersiniz. Sorun yüzbinleri ilgilendiriyorsa, arıza var demektir.
Makul bir çözüm talebi sadece…
En önemlisi sona kaldı;
Ya, yurt dışında master-doktora yapmak için MEB ya da YÖK bursu alanların durumu?
Yaklaşık iki bin genç bilim adamı aldığı bursun geri ödemesi için hayatından vazgeçecek noktaya gelmiş… Kendisi, ailesi ve kefilleri cehennem hayatı yaşıyor… Bir de bu gençlerin, çok fakir ailelerden geldiğini, ailelerinin umudu olduklarını da düşününce…
Sistem, her şeyi kangrene döndermiş.
Nice sınavdan başarıyla geçen bu ülkenin yüz akı gençler, şaşkına dönmüş!
Bu iktidarın, bu milletin başından belasını alacağına söz verdiği, faiz yüzünden hem de.
En insafsız tefeciden daha ağır faiz isteyen devlet olur mu?
Bu gencecik bilim adamlarını, adı faiz olan bir ejderhanın önüne atıp seyretmek, insanlığa yakışır mı?
Eğer yakışmaz diyorsanız bu yanlış düzelmelidir.
Makul bir çözüm bulunmalıdır.
Bir sorunu 3-5 kişi değil de binlerce insan yaşıyorsa, sistemde arıza var demektir, onarılmalıdır.
Onarma yeri de TBMM’dir.
Ayrı bir yazı konusu olmakla beraber, bu iktidara halkın biçtiği rol, statükoya muhalefettir. Bu nedenle de görünüşte iktidar olan güç, yanlışları devirerek yürümek zorundadır.
Bir bakıma muhalefet gibi…
Yılların kangrenli yarasını sağaltmak da bu iktidarın onuru olsun.
Tuğgeneral Kadir Ali Esener için
Bu ülkede, onur kırıcı keyfilikleri reddeden yiğit insanlar da çıkmalı. Milli Güvenlik Akademisi’nden (42.dönem) sınıf arkadaşımız Tuğgeneral Esener’in istifasını öyle değerlendiriyorum. Tıpkı, daha önce benzerini uygulayan başka bir arkadaşımız, Tümgeneral Oktay Tezsezen gibi.
Bu onura, kurmaylıklarını kitaplara nakışlayan, bizim sınıftan diğer arkadaşlarımız, Osman Pamukoğlu, Bahtiyar Türker paşalar da dahil.
Popularity: 7% [?]

Son Yorumlar