Yıllar önce, bir 11 Nisan’da Urfa’ya gitmiştik, kurtuluş şenliğine; davet ettiğim gazetecilerle. Urfa, apayrı bir dünyaydı o yıllarda çoğumuz için. Gazeteci olarak Yalçın Özer’i, Metin Işık’ı, Ruşen Çakır’ı hatırlıyorum. Yusuf B. Özal’ın gezisine eşlik etmek üzere.

Urfa, Adıyaman ve GAP’ı kapsayan bir gezi yapacaktık.

Alpaslan Karacan Urfa Valisi, İ.Halil Çelik de Belediye Başkanı.

Yıl 1988…

Metin en gencimizdi, çok iyi araştıran bir gazeteci. Ruşen ise, Türkiye üzerine tezleriyle, yere sağlam basan bir yazar. Rahmetli Yalçın da, Türkiye Gazetesi’nin, genç ama saygın Başyazarı… Üçü de mesleklerinin, deyim yerindeyse, en yırtıcı zamanını yaşıyordu…

Ramazandı, yöre insanının yeme içme konusunda içten ısrarını, kolayca savuşturabiliyorduk.

Güneş, zor ısıtıyordu, ilkbahardı.

İlginç tespitlerimiz oldu…

Terör, belirli yerlerdeydi, lokaldi, yayılmamıştı. Halk, partileri destekliyordu, siyasetin itibarı vardı. Her gittiğimiz yerde, büyük kalabalıklar tarafından karşılanıyorduk. Yöre milletvekilleri, Başbakan’ın kardeşi olan çok etkili Bakan’a, güçlerini göstermek istiyorlardı. Bu yönüyle de, ayrıca, çok ilginç bir geziydi.

Asıl dikkatimi çeken, törende söylenen Urfa’nın kurtuluşu üzerine bir türküydü: ‘Kolumu salladım toplar oynadı-Karataş içinde çete kaynadı- Yaşasın İzollular teslim olmadı- Di yeri yeri yeri Bozan Bey’im yeri- İzollular gidiyor, dönmüyor geri’. Türküyü söyleyen, hikayesini fazla bilmiyordu. Bilenlere sordum, anlattılar.

Valilik ve Belediye, Urfa’yla ilgili yayınlar verdi. Okuyunca, mesele anlaşıldı. Bozan Bey, Urfa İzollu aşiretinin reisi; Fransız işgalinde, 1500 kişilik atlısıyla ve diğer aşiretlerle Urfa’nın kurtuluşunda önemli bir rol oynamış. O nedenle de adına türküler yakılmış: ‘Bozan Bey’in abası-Sırmalıdır yakası- Bozan Bey’i sorarsan- İzollu’nun ağası’ gibi.

Kim, kimdir?

İki Bozan Bey var. Birisi, Urfa’yı Franklar’dan alan Selçuklu komutan, yaklaşık bin yıl önce yaşamış. Diğeri, Fransızları Urfa’dan kovan Bozan Bey, dünkü mesele sayılır.

Biz, ikinciyi araştıralım.

Kimin nesi acaba?

Sıkı durun, DTP Eş Başkanı Ahmet Türk’ün eşi Mülkiye Hanım’ın dedesi, Sami İzol’un da babası. Ahmet Türk de İzollu’nun, Mardin- Kızıltepe kolundan, köklü bir aileden.

Bunları şunun için yazıyorum. Bugün alevlenen, yarın ne olacağı belli olmayan olayları değerlendirirken, kişi ve kavramları doğru tanımlamak, her şeyi yerli yerine oturtmak gerek. Özellikle, sorumluluğu, etkisi ve yetkisi olanlar, kırk ölçüp bir biçmeli, başta tarih olmak üzere sosyolojiden psikolojiye kadar, her bilimsel disiplinden yararlanarak çözmeye çalışmalıdır sorunu.

Güneydoğu bir cebirsel eşitlikse, eşitliğin iki yanı da dengeyi gözetmelidir.

Belki de, hesapsızlıktan böyle karmakarışık hale geldi.

Hiç olmazsa bundan sonra, doğru kavramak ve gelecek için doğru hesaplar yapmak gerek.

Öyle bir hedef koymalı ki, bu, aynı zamanda, herkesin hedefi olsun.

Anadolu Beylerbeyliği

Fethi Ağabey’i tanıdınız mı?

Fethi Gemuhluoğlu, gelecek için ilginç tahminleri, tespitleri olan bir aydındı.

Türkiye onu 1977’de yitirdi.

Macaristan’da Malater ve Nagy’nin itibarlarının iade edileceğini, seneler önce yazmıştı. SSCB’nin çökeceğini önceden söylediği gibi, eski müstemlekelerinin Avrupa emperyalleri için tehlike oluşturacağını da. Daha neler, neler…

Öngörülerinden birisi de, ‘Gün gelir, Anadolu Beylerbeyliği’ni bile size çok görürler’ sözüdür.

‘Utanın’ derdi, ‘Dün vali gönderdiğiniz Şam’a, Bağdat’a, Beyrut’a, bugün büyükelçi gönderiyorsunuz, utanın!’

Kime?

Hepimize…

İyi ki, bu günleri görmedi.

Herkes, aklını başına devşirsin vakit varken…

Denklemde yer alan herkes!

Popularity: 16% [?]

Bu Konu İle İlgili Yazılar