Biz bu işi başarırız!
Makaleler
Bu yazıyı yazdır
15 Mart 2006
Önce, karanlık bir tablo; hem kentsel alanda, hem de kırsalda, işsizliğin arttığını, yoksulluğun ağırlığını daha çok hissettirdiği vurgulayan rakamlar, TÜİK tarafından ‘Hane Halkı İşgücü Anketi’ sonuçları olarak açıklandı.
Kentlerde %12.8 olan işsizlik, Malatya-Elazığ-Tunceli-Bingöl illerinden oluşan bölgede, %18 ile, ülke işsizliğinin doruğu konumunda.
Çok ağır ve kitlesel bir iç göç aldı bu bölge kırsaldan kente doğru. Nüfus profili tamamen değişti. Değişen yapı, beraberinde suçu getirdi, kent kültürünün yozlaşmasına neden oldu, şehirleri köyleştirdi.
En erken uyanan Malatyalılar oldu.
Belki de, medyaya yansıyan olumsuzluklar, bir şok etkisi oluşturdu.
Eğitimin kalitesinin artırılması, Malatya kent kültürünün başat hale getirilmesi, alınan iç göçün absorbe edilerek yeni hemşehrilere iş imkanı oluşturulması ve ana sorun kaysı. Kaysı gelirinin yılda 179 milyon dolardan, bir milyar dolara çıkarılması için, işlenerek pazarlanması…
Malatya adını taşıyan tüm gönüllü kuruluşlar ve sivil toplum örgütleri, kolları sıvamış, harıl harıl çalışıyor. İstanbul’da, Ankara’da ve Malatya’da çözüm önerileri getirme ve kaynak oluşturma çabasında.
‘Çocuk yuvası’ olayı, Malatyalıların canını haylice sıktı. Bütün Türkiye’ye yayılan görüntüler, bu işe öncelik kazandırdı. MİAD, 16 Mart’ta yapacağı geceyle, kaynak sorununu çözmeyi düşünüyor. Kimsesiz çocuklarımız için yeni bir dünya kurma çabası, kısa sürede sonuçlanacak gibi.
Asıl söz etmek istediğim, yerel gibi görünse de, esası itibariyle tüm ülkeyi ilgilendirecek, yeni bir bilincin oluşması.
Malatya’ya BAKIŞ Gazetesi’nde Murat Yürekli’nin yazısından öğreniyoruz ki, Malatya’nın simgesi olan kaysı konusunda ilginç gelişmeler olmuş. Kaysı Üreticileri Derneği Başkanı, yılların kaysı ‘guru’su Hanefi Hakverdi, önümüzdeki 2007 döneminde TBMM’ye girecekleri, kaysı konusunda sohbete tabi tutacaklarını, hangi aday kendilerini ikna ederse, yaygın üye ağıyla, onun seçilmesi için çaba göstereceklerini söylüyor.
Kaysı, Malatya’nın her şeyi…
Artık hamasetle, ilişkileri kullanarak veya başka yöntemlerle politika yapmak, zorlaşacak gibi görünüyor. Kimin projesi, bilgisi ve gerçekleştirme yeteneği varsa, kimin geçmişi o sorunların çözümü için güven veriyorsa, o aday, hemşehrilerinin olurunu alabilecek.
Kısaca laf yalama oldu ve sözün saltanatı bitti.
Bu bakış açısının sadece Malatya’yla sınırlı kalmayacağını, dalga dalga yayılacağını sanıyorum.
Siyasi partilerin de, bundan bir ders çıkarmaları gerekir. Proje üretebilen insanların; bir bakıma partinin ve devletin yükünü büyük çapta azalttıklarını, bu dönemde de gördük. Mikrokredi uygulaması ile tek başına bakanlık gibi çalışan milletvekillerinin, bölgeleri için gerçekten kurtarıcı rolü oynadıklarına da tanık olduk.
İşsizliğe gelince…
OECD’nin 16. büyük ekonomisi olan Türkiye, 2005 yılı sonu itibariyle Belçika, İsviçre ve İsveç’i geçerek 13. sıraya yükseldi.
Ancak, Türkiye’nin imkanlarıyla, konumunu kıyasladığımızda, çok büyük bir verimsizlikle karşı karşıya olduğumuzu anlıyoruz.
Türkiye’nin üretime dönük bir seferberlik başlatması gerekir. Bu yeter mi? Hayır. Satabileceği malları üretmeli. O da yetmez, bunu, en ekonomik bir biçimde, dünya ile rekabet edeceğini bilerek, mamul maddeye dönüştürerek yapmalı. Dünya ticareti, artık kurtlar sofrası…
İşsizliğin ve yoksulluğun ilacı da bu.
Geleceği çok iyi algılamalıyız.
Dünü analiz etmeli; bugünü çalışarak geçirmeli, yarın için binlerce senaryo üretmeli; kısacası, yaşadığımız dünyanın farkında olmalıyız.
Malatya yılgınlığa kapılmıyorsa, Türkiye’nin de kötümser olmaya hakkı yoktur.
Biz bu işi, başarırız!
Popularity: 8% [?]
Bu Konu İle İlgili Yazılar
- No related posts

Son Yorumlar