Türkiye’nin telefon macerasını hatırlayalım. ABD ve Avrupa’nın birçok ülkesi, elli yıl önceki telefonlarla cebelleşirken, geciken teknolojiyi transfer eden Türkiye’nin en ücra köyleri bile, en son icat dijital telefonlarla tanıştı.

Geciken teknolojinin, bir avantaja dönüştüğü, ülkelerin hayatında çok rastlanan durumlardan. Paranız da varsa, sadece geciktiğiniz için, yeniliklere kavuşabiliyorsunuz.

Tarım toplumu, sanayi toplumu ve bilgi toplumu biçimindeki ayırımda; özellikle batıda, öncelikle iyi bir tarım toplumu olma çabasını tespit ediyoruz. Tarımı doruğa çıkarıp, sanayiye geçerken; daha önce de kullandıkları bilgiyi kullanmaya devam ederek, yeni bir aşama yaptıkları biliniyor. Ulaşılan son noktanın bilgi olduğu toplumda, tarım ve sanayi, oranlarını değiştirerek de olsa, bilime dayanarak sürmektedir.

15.yy Avrupa tarımında anızın yakılmaması, hatta bitki saplarının toprakta çürümesi için serilmesi ile ilgili olarak okuduklarım beni şaşırtmıştı. Beş yüz yıl sonra bile anız yakmayı önleyememiş bir ülkenin yurttaşı olmanın utancıyla…

Tarımı hazmetmeden sanayi; endüstriyi olgunlaştırmadan bilgi toplumu olmayı düşlemek, kaypak bir zemine sağlam bir bina kurmayı düşünmek gibi geliyor bana.

O da imkansız.

Forum İstanbul’u biliyorsunuz. Geçen yılki forumda, Başbakan, yönetici Yavuz Canevi’ye, bir yıl sonra hangi konunun konuşulacağını sormuş. O da AB’nin en önemli konusu olarak tarımı gündeme getirmeyi düşündüklerini söylemiş. Başbakan da, AB sürecinde tarımın her halükarda ele alınacağını, bundan dolayı da bilgi toplumunun işlenmesini tavsiye etmiş. AK Parti Milletvekili Reha Denemeç’in de katkısıyla, bu yıl bilgi konusunun işlenmesi netleşmiş.

Tarımın toplantılarda, bitmez tükenmez şuralarda konuşulması, zaten rahatsız ediyor beni.

Çünkü, sözün hükmü bitti.

Yanıldığımız nokta da şu: Zannediyoruz ki, AB bizimle mevcut durumumuzu müzakere edecek. Hayır! AB bizimle, AB normlarına uymamızı ya da uygunluğumuzu müzakere edecek. Nasıl ki ekonomide, sosyal hayatta, insan haklarında kendi normlarına uygunluğumuzu dikkate alıyorsa, tarımda da aynen öyle yapacak.

Ayrıcalık göstermesini beklemek bir ‘ham hayal’. Bunu ilgili bakan da biliyor. Bakanın AB’den finansman katkısı umudu da yok. Buna rağmen hüda-yı nabit tarımımızı kendi halinde bırakmasındaki aymazlığa ne demeli?

Biyolojik mücadeleden, altyapısız hayvancılığa kadar gösteriye yönelik her şey, belki bakanın siyasi ömrünü biraz uzatır, ama iktidarın ömrünü kesinlikle kısaltır.

Şimdiye kadar, gösterişle tarım politikasızlığı yürütüp de, yokolmayan iktidara rastladınız mı?

O nedenle tarımımızı, zaman yitirmeden AB normlarına göre yeniden düzenlemeliyiz.

Bilgi, tabii ki önemli. Ancak, halkını doyuramayan bir ülkenin, aya kozmonot da gönderse, çökmekten kurtulamadığını da gördük. Bilgi bir süs değil ki, bir araç. Tarım da ancak bilginin yardımıyla ileri götürülecek, sanayi de…

Yanlış yerde durduğumuz bir gerçek.

Durduğumuz yer yanlış olduğundan, ileriye doğru olduğunu sandığımız her çaba, bizi geriye götürecektir.

Birilerinin birilerini fena halde yanılttığını, hatta aldattığını düşünüyorum.

Bu işlerde hesap, en sonra kesildiği için, ‘illüzyon’ başlangıçta pek fazla farkedilmiyor. Çoğu zaman cambazlık, ‘akil adam’lıktan daha çok alkış alıyor. Balonlar patladıktan, yaldızlar matlaştıktan, sis perdesi çekildikten sonra, geride bir hurdalığın kaldığını görmenin, hiçbir yararı yok.

O gün iş işten geçmiş oluyor.

Onun için bilgi toplumuna atlamak isteyenler, ayaklarını bastıkları zemini yoklamalıdır.

Belki de bataklığın üzerindeler.

Popularity: 6% [?]

Bu Konu İle İlgili Yazılar