Bir vasiyet: ‘Internet erişimi bedava!’
Makaleler
Bu yazıyı yazdır
2 Şubat 2005
Türkiye birkaç günden beri kendi gündemine kapaklandı. Öyle olunca da önemli şeyleri gözden kaçırıyor. Önemsiz konularda yoğunlaşılıyor.
Filan partinin genel kurulu, adayların kişiliği, kavgaları öne geçiyor. Bütün bunların ne önemi var? Programların, düşüncelerin, farklı fikirlerin uygarca tartışılmadığı, kişilerin ve kimliklerin vahşice hırpalandığı toplantıların kime, ne faydası olur? O toplantılarda Türkiye’nin tarım, eğitim, sağlık, ulaşım… sorunlarından biri veya birkaçı konuşulsaydı, basın da buna yer ayırsaydı, bilinçlenmeye, sorun çözmeye bir yardımı olurdu belki.
Bill Gates Türkiye’ye geldi, birkaç saat kaldı. Basından edindiklerimize göre, İstanbul’u bölgede Microsoft’un merkezi yapacağını söyledi. Hükümetin, bilgisayar kullanımı ve bilgiye erişimi kolaylaştırma konularındaki tezlerinden etkilendiğini, gerçekleşmesine yardımcı olacağını ekledi. Genç, dinamik ve anlayışlı bir partner bulduğuna sevindiğinin de altını çizdi. Basın da bunları duyurdu.
İşte bu önemli!
Bill Gates’in Türkiye’ye gelişi değil, hükümetin, bilgiye erişimi benimsemesi, gündemin başına alması önemli. Bilgiyi bir sorun olarak ortaya koyması, çözümü için fikirler üretmesi dikkate değer. Mesela, tüm öğretmenlere, yarı fiyatına ve uzun vadeli banka kredisi ile destekli dizüstü bilgisayarı edindirme işi, uçsuz bucaksız internet bilgi deryasına ulaşmak için ne kadar önemli! Bu gerçekleştiğinde, bilgiyi aktaracak olan öğretmenle, bilginin kaynağı bir araya getirilecek demektir ki bu çok çok önemli!
(Dijital Sinir Sistemiyle) Düşünce Hızında Çalışmak, Bill Gates’in türkçede yayınlanan kitabının adı. Sayılar, metinler, ses, video gibi her çeşit bilginin, herhangi bir bilgisayarın depolayabileceği, işleyebileceği ya da iletebileceği dijital formata dönüştürülebilmesinin, bilgiyi kişiselleştirdiğinden söz etmektedir bu kitapta.
Bilgi Çağı, Türkiye’de yıllardır çok konuşulan bir kavram oldu. Ama sadece konuşuldu. Bilgi ile insan arasındaki bağın nasıl kurulacağı üzerinde çok az şey yapıldı. Pratik, uygulanabilir öneriler getirilmedi. Hatta, tarım ve sanayi devrimi atlanarak, başkalarının hazırladığı bilgiye, emeksiz ve zahmetsiz ulaşmanın rüyası görüldü.
Oysa ki, dünkü konuğumuz çok net yargılara sahip Düşünce Hızında Çalışmak isimli kitabında. ‘Kazanmanız ya da kaybetmeniz bilgiyi nasıl topladığınıza, nasıl yönettiğinize ve nasıl kullandığınıza bağlı’ diyerek, bilgi ile başarı arasındaki ilişkiye dikkat çektiği gibi, bilgi toplama, yönetme ve kullanmanın niteliğini de öne çıkarıyor.
Türkiye’de bilgisayarın misyonerleri vardı. Rahmetli Turgut Özal görünen misyonerdi. Ama asıl misyoner, abisine bu konuda hocalık yapan rahmetli Yusuf Bozkurt Özal’dı. Bu konuda kalite uzmanı gibiydi. Konuşur, sorular sorar, kanaat edinirdi. Özellikle gençler… Geceler boyu süren sohbetlerle onlara öğretir, onlardan öğrenirdi…
Ölümünden çok az önceydi… Bir gün yine bu konuda konuşurken, bilgisayar kullanımını ve interneti o kadar çok anlattı ki; ‘Siz Başbakan olsaydınız ne yapardınız?’ dedim. Hiç düşünmeden ‘İnternet erişimini bedava yapardım’ dedi. Ekonomik olup olmayacağını sordum. Getirisinin, götürüsü ile kıyaslanamayacak kadar fazla olacağını söyledi.
Yusuf Bozkurt Özal gibi, söylediği her konu üzerinde çok düşünen, soran, soruşturan, araştıran bir kişinin internet erişiminin bedava olması gibi, özellikle o dönem için iddialı bir öneriyi bir çırpıda söylemiş olması çok önemliydi.
Bugün Türkiye’yi yönetenlerin dikkate almasını gerektirecek kadar önemli hem de…
Sevinerek görüyoruz ki, hem Başbakan’ın, hem de yakın çevresindeki Prof. Ömer Dinçer ve Prof. Nabi Avcı’nın bilgi ve erişimi konusunda bilgeliğe yakın düşünceleri var.
Bu da umudumuzu artırıyor.
‘Öğrenmenin, öğrendiğini de hızla eyleme geçirme yeteneğinin, rekabette en önemli üstünlük olduğunu’ en çok dünkü konuğumuz benimsemektedir çünkü.
Popularity: 6% [?]

Son Yorumlar