Bir futbol yazısı.
Makaleler
Bu yazıyı yazdır
2 Nisan 2006
Bugün Pazar… Üstelik de bahar. Herkesin kanı kıpır kıpır. Stadyumların en hoş zamanı. Ne çok soğuk, ne de bayıltıcı sıcak… Tam ‘mutedil’ bir hava…
Maçlar revaçta.
Türkiye’nin, en ücra köşesinden metropollere kadar futbol konuşuluyor.
Bir tarafta şampiyonluğa aday takımların, artık işin sonuna ulaşmaya doğru, doruğa çıkan heyecanı; diğer tarafta ligin dibindeki düşme korkusu.
Aşağıdan bakınca, neredeyse on takım, düşme hattında üç aşağı, beş yukarı aynı endişeyle korkulu bekleyişte.
Bu durumda, hakemlerin sorumluluğu da, neredeyse bütün Türkiye’yi ilgilendirecek bir konuma yükseliyor.
İsterseniz, önce Sezai Karakoç’un çok seveceğiniz ‘Av Edebiyatı’ şiirinden bir parça okuyalım:
‘Avcı da insandır bakkala kızar konukomşudan sıkılır/ karısından dayak yer ama bıyıkaltından güler/ Onu ne savcı ne polis korkutur/ Yaşamanın çirkinlikleri artık ne umurunda/ Elinin altında bir yedek var/ Evinde çiftesi her zaman doludur/ Ayağına poturunu çekti mi yalla dağ/ Artık gün ve sıra avcınındır/ Kuşların özrünü bile dinlemenin vakti geçmiştir/ Çok geç ah çok geç/ Bir kere o silahı doğrultmuştur/ Ve o silah doludur/ Ve o silah omuzdadır/ Ve hedefte bir kuş vardır/ Ve el tetiktedir/
Bir kuş vuruldu’
Ne kadar hüzünlü değil mi?
Şimdi, bir futbol yazısıyla, bu duygusal şiirin ne ilgisi var diyeceksiniz?
İkisinin de sonunda ‘bir kuş’ vuruluyor.
İsterseniz biraz daha açalım.
Birbirine benzeyen üç hata var ki, üçü de çok önemli.
Hekim hatası, hakim hatası, hakem hatası.
Hekimler de bütün insanlar gibi hata yapabilirler. İşleri gereği daha dikkatli olurlar, ama istemeden de olsa yanlış yapabilirler. Bazan bu, bir hayata da mal olabilir. Pek arzu edilen bir durum değildir ama, yargıya gidilebilir, hak aranabilir.
Hakim hatalarına gelince… Hakimlik, çok önemli bir meslek. Kutsal diye söylenir ya, çok doğru. Kutsal bir meslek. Düşünün ki, verdiğiniz bir karar, çok büyük sonuçlar doğurabiliyor. Bir kesim kazanabiliyor, karşı taraf da çok şeyini yitirebiliyor. Sonuçları itibariyle çok önemli.
Bunda da hatalar olabiliyor. Yerel mahkemenin hatasını, bölge mahkemeleri, onların hatasını da Yargıtay, Danıştay, Anayasa Mahkemesi gibi üst mahkemeler düzeltebiliyor; daha da olmadı mı, AİHM gibi uluslar arası yargı organlarında hakkınızı arayabiliyorsunuz.
Ya hakem hatası?
Bir tek bunun düzeltilmesi mümkün değil.
Düşünün ki, saniyelik bir zaman diliminde, gördüğünüz şeyi, zihninizde yargılayıp, karar vermek durumundasınız.
Yardımcılarınızdan destek alabilirsiniz . Hakemlik, bir takım işi.
Düzgün ve şaibesiz bir maç yönetmek, en az hekimlik ve hakimlik kadar dikkat isteyen, onurlu bir meslek. Hatta, belki de onlardan biraz daha önemli.
Çünkü, hatayı düzeltme imkanınız yok.
Bazı hakemler, yaptıkları ve farkına vardıkları bir hatayı, rakip takıma da aynı oranda bir hata yaparak düzeltme yoluna gidiyorlar ki, bu daha kötü. Kanı kanla yıkamak gibi. Haksızlığı, ikiye katlıyor.
Bunun bir de önyargılı, art niyetli yanı var ki, çekilir gibi değil.
Fuboldan çok anlamak da şart değil. Bir bakıyorsunuz, yapılması mümkün olmayan hatalar yapılıyor. Sanki, takımlardan birinin mağlubiyetine baştan karar verilmiş gibi.
Spor basınında konuşulanlar ve yazılanlar, Malatyaspor’un böyle bir girdaba atılmak istendiğini ima etme yönünde.
Bu çok tehlikeli.
Zaman zaman hakemlerin, geçmişte, böyle bir önyargıyla hareket ettiklerine dair açıklamaları, bunu da futbol federasyonundan, siyasilere kadar geniş bir yelpazenin etkisine bağlamaları, hassasiyeti artırmaktadır.
Sonuçta, bir kuş vuruluyor.
Hakkınızı arayabileceğiniz hiçbir merci de yok.
Yargısız infaz…
Onun için hakemler dikkatli olmalı.
Popularity: 8% [?]

Son Yorumlar