Malatya’daydım. Barguzu’da, Belediye Başkanı Yahya Akın’ın heyecanla anlattığı geleceğe ait projelerini dinliyordum. Ankara’dan bir dostum aradı, Tarım Bakanlığı ile ilgili değişikliği haber verdi. Üzüldüm Sami Güçlü adına. Eğer, doğru ve bilimsel bir tarım yönetimi yapabilseydi, üç yılda büyük mesafeler alınırdı. Sorumluluğu olabilecekler de bunu böylece anlattı kendisine, anlamadı, yazık… 

İlk fırsatta, şiire meraklı olduğunu bildiğim Sami Güçlü ile şiir sohbeti yapmak istiyorum. Şair dostum Ebubekir Eroğlu ve Zaman Gazetesi yazarı Mustafa Ünal’la birlikte… Bu, üçüne de bir teklif…

Seçimlerden önce, AK Parti’nin o zamanki AR-Ge Başkanı Hilmi Güler’in çağrısı ile Tarım Raporu hazırladım. Bana, daha önce yapılmış çalışmalar da ulaştırıldı. Bir tanesi de Mehdi Eker’in yaptığı çalışmaydı. Tarım sektörünün fonksiyonlarını belirleyen cümlelerle başlıyordu. Çok doğru tespitlerdi. ‘67 milyon civarındaki nüfusun beslenmesi için gıda maddeleri üretimi, ekonomik aktif nüfusun yaklaşık yarısına istihdam yaratması, sanayi sektörüne hammadde sağlaması, ihracat yoluyla ülkeye döviz kazandırılması ve ekolojik dengenin korunmasında vazgeçilmez katkı sağlaması olarak sıralanabilir’ cümleleri, tarımın röntgeni gibiydi.

Bundan sonra, bu sorunların sağlıklı çözümü için çalışmalar yapmak gerekir. Kiminle ve nasıl çözüleceği önem kazanır. Bekleyelim ve görelim… Acele edip çok karar değiştirenlerin, çok yanlış yaptığı da biliniyor.

Raporda, toprağın, tarımın en önemli unsuru olarak öne çıkarılması da dikkate değer bir incelik.

Mehdi Eker’e, tarıma katkısı olacak çalışmalarında başarılar diliyorum. İşi çok zor, biliyoruz. Sorunlar çok ve karmaşık, biliyoruz. Ancak çözümü de çok basit, onu da biliyoruz.

İlk sorun kaysı, ikinci üniversite

Malatya’da olunca her zaman kaysı sorunu ile yüz yüze kalırsınız. Ya ilkbaharın son donları vurmuştur, kaysı üreticisi perişandır, sızlanır. Ya da, bu yıl olduğu gibi, rekolte yüksektir. Şimdiden, fazla üretimi ne yapacaklarının sancısı tutar.

Yaş kaysı ihracı, yaş ve kuru kaysı olarak iç tüketimin artırılması, en önemlisi de çok çeşitli mamul maddelere dönüştürüp satmak… Bu yolla hem daha pahalı, hem daha kolay, hem de sağlayacağı istihdamdan yararlanarak satmak önem kazanıyor.

Kaysı sorunu akıllı bir çalışmayla çözülür. Kaysıdan elde edilen 150 milyon dolarlık gelir de 1 milyar dolara yükseltilir.

Bunları kim, nasıl yapacak derseniz… Onu da biliyorum, ama söylemem. Herkes kendini bilsin, yeter.

Malatya, Malatya, bulunmaz eşin!

Bu türküyü bilirsiniz, Malatya’nın istiklal marşı gibidir. Malatya’ya övgü babında söylenmiştir. Ancak, gariplikte de Malatya’nın üstüne yoktur. Nasıl mı?

Binbir emekle kurulan bir İnönü Üniversitesi vardır. Ne mi yapar? Ben en son, başka şehirlere üniversitenin parası ile taşınıp, ellerinde pankartlar gösteri yaptıklarının resmini gördüm.

Kaysı, yerel kültür, Malatya tarihi, Malatya dil ve edebiyatı, ilin ve çevrenin sorunları, mesela bir Arguvan ağzı türküler, Darende hazeyin dili, Yeşilyurt dokumacılığı… Üniversitenin hiç ilgilenmediği konulardır. Neden? Çünkü, sanki Patagonya Üniversitesi de ondan. Yani Malatya ile hiçbir ilgisi yok.

Malatyalı da ateş püskürüyor üniversiteye, haklı olarak.

Komik bir ilan gördüm. Malatya Belediyesi, çevre günü nedeniyle bir panel düzenliyor. Bildiniz, başka üniversitelerden, İTÜ’nden üç öğretim üyesi konuşturuyor. Peki, konu ne? Sanki Malatya’nın çevre sorunları yokmuş gibi, Türkiye’nin çevre sorunları…

Olacak şey mi?

Malatya konusuna pazar günkü yazımda devam edeceğim.

Popularity: 7% [?]

Bu Konu İle İlgili Yazılar