Barack Hussein Obama zenci mi?
Malatya Yenigün
Bu yazıyı yazdır
13 November 2008
Amerika’da zenci sorununu anlamak için, karaderili insanların Afrika’daki ülkelerinden zorla sökülüp, “My Flower” gemisi ile, binbir işkenceden geçirilerek, dilleri ve dinleri değiştirildikten sonra, işgücü olarak Amerika’nın pamuk tarlalarına bırakıldıkları zamana kadar inmek gerek…
Öldürülen iki zenci liderden Martin Luther King, uzlaşma yanlısıydı. Oysa Malcolm X, kavga ederek zencilerin haklarını söke söke almayı amaçlıyordu.
Gerekçesi de çok basitti Malcolm X’in: “Amerika, ancak kendisiyle savaşanlara saygı duyar” diyordu. Kızılderililer yenilmiş olsa da, saygı duyuyordu Amerika; sadece bu nedenle, yani kendisiyle savaştığı için.
Oysa aynı Amerika, zencileri, adam yerine koymuyordu; uysal olduklarından.
O yüzden Malcolm X, “Bütün beyazlar şeytandır!” tepki söylemiyle ifade ediyordu kendini.
Uzun yıllar, mücadelesini bu düşünce üzerine kurdu.
Hacca gitti, orada rengin, ırkın, cinsiyetin; insanları ayıran her şeyin yok olduğunu gördü.
Düşünceleri baştan ayağa değişti; yeni fikirlerini yaymak istiyordu, öldürüldü…
Hala, fail-i meçhuldür.
Temel argümanı şuydu: Yaşadığı ellili yıllarda bile, limana yanaşan bir gemiden inen beyaz bir göçmen, ABD’de yıllardan beri yaşayan bir zenciden daha çok hakka sahip olarak, ayağını basıyordu karaya…
Bu haksızlığa karşı savaşıyordu.
Malcolm X’in Alex Haley tarafından yazılan otobiyografisi, beni, en çok etkileyen metinlerdendir. Zenci sorununu o kitapla anlayabildim.
Uzun yıllar, zenci sorununu öğrenmeye çalıştım, okudum, inceledim ve üzüldüm…
”Kökler” dizisi de aynı yazarın bakış açısını yansıtır, çoğumuz hatırlarız Kunta Kinte’yi ve onun yürek burkan hikayesini…
Bu, bir insan hakları sorunuydu.
Gelelim, bu yazıyla bağlantılı olarak sizlere sunduğum Malcolm X şiirinin hikayesine…
“Meraklısı için notlar” babından…
Cumali Ü. Hasannebioğlu, benim edebiyatta, başlangıçtan beri kullandığım bir ad. Hasannebioğlu, aile adımız. Babamın, soyadı kanunu çıkmadan bir yıl önce, 1933 yılında aldığı “İlk Tahsili Bitirme Şehadetnamesi”nde de “Aile Adı: Hasannebioğlu” yazıyor.
O diploma, evimde, çalışma odamın duvarını süslüyor şimdi.
Aşağıda okuyacağınız “Malcolm X” adlı şiiri, 24 yıl önce 1984’te, Malatya’da iken yazdım… 1988’de Türkiye Yazarlar Birliği tarafından “Yılın Şairi” ödülüne layık görülen “Kendini Yusuf Gören” adlı kitabımda yayınlandı… İbrahim Sadri, bunu kasetine okudu. Birkaç kez İngilizceye çevrildi (Mevlüt Ceylan çevirisi, Londra’da CORE dergisinde yayınlandı. Diğerleri Prof.Dr.Nabi Avcı çevirisiyle, Prof.Dr. Fatih Yıldız çevirisidir). “I’m Malcolm X” adıyla, Malcolm X’in taraftarlarınca yayınlanan “Muslim Wise”adlı dergide, Malcolm X’in eşi Betty Hanımefendi’nin yazısı ile karşılıklı olarak, biyografimle birlikte de yayınlandı.
Daha sonra, filmi çekildi Malcolm X’in. Denzel Washington’ın o harika oyunuyla seyrettik.
Filmin finalinde, zenci çocuklar tek tek şu sözü söylüyordu: “I’m Malcolm X!”
Yani, İngilizce’de yayınlanan biçimiyle şiirimin adını.
Şiirde vermek istediğim mesaj da buydu zaten.
Malcolm X’in düşüncesinin sembolik ürünü, dünya ağır siklet boks şampiyonu Muhammed Ali Clay’dir. O da, başta Amerikan ordusunda askerlik olmak üzere, birçok şeyi reddetti, bedelini de ödedi… Şimdi, hastalığıyla boğuşarak, eski günlerini yaşıyor; sabır ve güzellikle…
Barack Hussein Obama ise, barış yanlısı görünen Martin Luther King’in düşüncesinin, günümüzdeki şeklidir.
O da şu anda ABD Başkanı.
Malcolm X’in babası su katılmamış bir zenci, ama annesi, kızıla çalan bir esmer.
Neden?
Çünki, beyaz adam onun köle olan annelerine tecavüz etmiş nesiller boyu, ten rengi bu yüzden açılmış.
Küçük yaştan itibaren sokaklarda büyümüş Malcolm X, her türlü suçu işleyip hapis yattıktan sonra, Müslüman olarak cezaevinden çıkmış.
Kendini cezaevinde yetiştirmiş.
Malcolm X, kızıla çalan bir zenci; o kadar ki, uzun yıllar yattığı hapishanede “Detroit’li kırmızı oğlan” hitabıyla anılıyor.
Öğrenciliğinde, ne olacağını soran beyaz öğretmenine, “Avukat olacağım” dediği için, alay edilen, buna dayanamayıp okulu bırakan Malcolm X…
Barack Hussein Obama ise, zenci ve üstelik Müslüman bir babayla, beyaz bir annenin çocuğu.
O da açık renkli bir zenci. Ama açık rengi, özgür beyaz annesinden kaynaklanıyor.
Harvard mezunu, iyi yetişmiş bir avukat.
ABD’deki siyasal mekanizmanın içinden, başarıyla geçerek gelmiş…
Siyasi kariyerini kendi gayretiyle oluşturmuş.
Amerika’nın bir kuralı da, yeteneği olanların ilerleme imkanı bulması.
Orada, senatörleri ve valileri, yani bir şehri/bölgeyi temsil edenleri/yönetenleri, parti başkanları değil de halk seçtiği için, halka kendini doğru anlatan herkes, seçilme şansına sahip. Görüldüğü gibi, başkan da olabiliyor. Ama bir şartla: Malcolm X’in kavgacı siyasetinin oluşturduğu zeminde, yeniden düzenlenen sağlıklı barış ortamının üzerine inşa edilen Martin Luther King’in strarejisiyle…
Peki, Obama, renginin ve babasının dininin etkisiyle, farklı bir davranış biçimi sergileyebilir mi?
Hayır, kesinlikle hayır!
Bunu hep birlikte göreceğiz.
Çünki, O, bir sistemin eseri ve o sisteme uymak, daha da ileri götürmek için orada.
Bunca olaydan bizlerin çıkarması gereken ders nedir, peki?
Bu olaydan, Türkiye’deki siyaset, ders çıkarmalıdır en başta.
Kürt meselesi diye bir olayı didikleyip duran, her iki taraf da, bundan büyük dersler çıkarmalı.
Alevilikten İslam’ın her rengine kadar, inançları kavgaya dönüştüren, herkes ders almalı.
Asker ve sivil bürokrasi de bir ders çıkarmalı…
Ve ülkemizde basın-medya dediğimiz şey; en çok da o düşünmeli, ne dersler çıkarırım diye.
Zaman bize bir şeyi daha öğretecek: Hep onurlu yaşadı Malcolm X ve muhtemelen Amerika derin devleti tarafından öldürüldü.
Uyumu savunan mutedil zenci Martin Luther King de öldürüldü.
O da muhtemelen Amerika derin devleti tarafından…
Barack Hussein Obama ise ABD Başkanı şimdi.
Başkan olarak henüz hiçbir şey yaşamadı, yaşatmadı; hiçbir şey de yapmadı.
Zaman…
O sihirli ölçek…
O gösterecek…
Zaman, bize neyin daha onurlu olduğunu, mutlaka gösterecektir…
BASIN NE İŞE YARAR, STÖ’LER NE YAPAR, AKİL ADAMLAR NASIL KONUŞUR?
Geçen yıldan bir hatıra…
Ama, bu yıl da ibret alınacak, ders çıkarılacak bir hatıra…
Genel seçimlerde milletvekili adaylarının belli olmasına az kala, Malatya’da, bir yerel televizyonda, “akil adamlar” diye nitelendirilen insanlar konuşuyordu.
Oturumu yönetenin de, akil adamların da tek derdi, iktidar partisinden kimlerin yukarıdan, genel merkezden aday olarak belirleneceğinin tahmin edilmesiydi…
Hepsi bu kadar.
Terslik öylesine ortada ki, bu gülünç mantığın gizlenmesi mümkün değil. Ne akil adamlar, ne de sunucu, Malatya’yı parlamentoda temsil edeceklerin tespitinde başka bir yol, başka bir yöntem düşünemiyor. Böyle bir alternatife de, en baştan kapalılar…
Utanç verici bir durum…
Bir kere soru şu olmalıydı: “Malatya’nın sorunları nelerdir, programını ortaya koyanlar kimlerdir, hangi adaylar bu sorunu çözecek birikime ve yeteneğe sahiptir?”
Yani, “Malatya’yı temsil edecek milletvekilleri hangi donanıma sahip olmalı, hangi kriterlere uymalı, bunlar hangi isimler olmalı?”
Oysa ki, oturumu yöneten de, “akıllı adamlar” anlamına gelen “akil adamlar” da, saatlerce, televizyonu izleyen herkesi, genel merkez kimi tercih edebilir sorusunun cevabıyla meşgul etti.
İşte, Malatya’nın her zamanki sorunu da bu…
Malatya’nın tercihi yok, Malatya sorununun farkında değil, cambaza bakarken, yankesiciye cüzdanını kaptırıyor Malatya…
Tabii ki; sen sırtını eğersen,binen çok olur.
Oysa ki, talep senden kaynaklanmalı, sen, kime ve neye ihtiyacın olduğunu bilmelisin.
Bilmiyorsan, eloğlu ister yerel yönetim seçiminde, ister milletvekili seçiminde; işini Ankara’dan ayarlar, listenin uygun yerine oturur, sana da kuzu kuzu oy vermek düşer.
Sonra da yerel basın olarak, STÖ’ler ve akil adamlar olarak cayırtıyı basarsın, “Bu adam/lar, bu şehri temsil edemiyor” diye.
Adama, “O baştan lazımdı aslanım!” derler.
Peki, ne yapmalı?
Öncelikle, tüm partilerin Malatya yerel örgütleri, çok sağlıklı tespitler yapmalı, önümüzdeki yerel seçimler için belediye başkanı ve belediye meclisi üyeliği adaylarını, Malatya’ya yararlı olacak insanlardan tespit etmeli.
Öyle ki, seçim sonucundan en umutsuz parti bile, bu tespiti, seçimi sanki kendisi kazanacakmış gibi, kılı kırk yararak yapmalı.
Hele de kazanacak durumdaki partiler…
Faydalı olacağını düşündükleri insanlara, adaylık teklif etmeli, kabul etmezlerse bile, ikna etmeli.
Yukarıya değil, Malatya’ya bırakmalı tercihi.
Biz falancayı istiyoruz diyebilmeli.
O zaman bu şehir kazanır.
Aksi halde, adına demokrasi denmeyecek bir yapının oyuncağı oluruz.
Genel merkezden işi bağlayanlar, gelir bu şehrin beş yılına, yılan gibi çöreklenir ve şehrin geleceğini zehirleyerek öldürür…
Bütün bunları niye yazıyorum? Haftada bir yazdığım yazılarda, bu günlerde, yerel seçimleri niye sık sık gündeme getiriyorum?
Sadece, haftada bir köşe yazan bir hemşehriniz olarak, sağlıklı karar vermenize yardımcı olma sorumluluğunu yerine getirmek için.
İlya Ehrenburg’un “Anılar”ında Nobel kazanmış Rus yazar Boris Pasternak’ın şu sözü var: “Gerçeği bulup söylemesini bilmemek, gerçek olmayan bir şeyi, en iyi biçimde bile söylemesini bilmenin örtemeyeceği bir kusurdur.”
Ben, gerçeği bulmanıza yardımcı olmaya çalışıyorum, hepsi bu.
Bir konuyu daha belirtmeme izin veriniz…
Bir yerlere, makam ve mevkilere “rica edilerek” gelmek doğrudur; birçoklarının yaptığı gibi “rica ederek”, “yalvarıp yakararak” değil. Bunun için de, siyasal sistemi yönetenlerde, belli bir kalite ve seviyenin olması lazım.
Bir bakıma, seçimler, bu kalite arayışının bir ifadesi olacaktır.
Ancak, “Vizyonu ve misyonu olmayanların” da şehrimizi getirdiği yeri, üzülerek görüyoruz.
Hepimizin, bu şehre karşı ödemek zorunda olduğumuz bir bedel var.
O bedelin bize yüklediği sorumlulukla, sadece Malatya için düşünüyor ve diyoruz ki:
Basın, STÖ’ler, akil adamlar…
Malatya halkı…
Yetki sadece sizin elinde, sadece sizin onayladıklarınız yönetmeli sizleri…
Kim gelecek diye tahmin etmeyin, kimin gelmesi gerektiğine siz karar verin…
MALATYA SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ ŞEMSİYE KURULUŞU: MASTÖB
13 Kasım 2008, Perşembe… Malatya’da olacağız.
Biliyorsunuz, Malatya Sivil Toplum Örgütleri Birliği Genel Merkezi, geçenlerde genel kurulunu yaptı İstanbul’da.
Malatya’yı yıllardan beri temsil eden kuruluşlar, mesela MİAD, MEV, İlçelerin dernek ve vakıfları… toplanarak yeni yönetimi belirledi.
Bana da, resmi kurumlarla Malatya’nın ilişkilerini düzenleyen Genel Başkan Yardımcılığı göreviyle, ağır bir sorumluluk yüklediler.
Önümüzde zor günler var, o nedenle, Malatya için yüreğinde ve beyninde düşünceler taşıyan herkes, dayanışma bilinciyle, bunları tespit edip, uygulama aşamasına getirmek üzere, bilimsel bir platforma taşımak zorunda.
MASTÖB yönetimi olarak bu nedenle Malatya’dan başlamak üzere Cuma/Cumartesi günleri toplantılar yapacağız Vilayet, Belediye/ler, Üniversite, Sivil Toplum Örgütleri ile…
13-16 Kasım arasında bu amaçla Malatya’da, bir bakıma bizim kutsal topraklarımızda olacağız.
BİR ŞİİR: MALCOLM X
BİR ŞAİR: CUMALİ Ü.HASANNEBİOĞLU
Yeryüzü yoktur karanlık, mühürlenmiştir gökyüzü
ürkek bir Afrika doldururken esir gemilerini
katı imparatorluğunda acının, hüznün mülkünde
kolay kırılan bir nesne olan kendi kalbinde
ve artık her zaman kırılacak olan kendi kalbinde
ey horlanmanın kalebendi, dikedik bakmaklar şehzadesi
Bir tarih kitabının sarı sayfalarından fışkırıyor
bütün bunlar; kırbaçlar, mahzenler, pamuk tarlaları
kendi rengine hazne olmayan rahimlerden geçen
alnın ihenetlerde yitirilmiş meydan muharebeleri
dudağında talanlar, her saat kurban edilmektedir
Sokaklar çizildi çaprazına, çocuklar silindi
aşkların yokedildiği yerde ölüm bütün haşmetiyle
açıldı tozlu bir sanduka olan vebanın kapakları
ey gök! Kanayan yerine yatırıyorum kalbimi şimdi
ki; bir kuşun kurşun buğusuna benzeyen gözlerine
silinen rengiyle çocukların künyesi yazılsın
Nedense acılar geliyor dilime, acı kelimeler
zincire vurulmuş bir bedene utançla isyan edenler
kadim bir nehre buhar fokurdayan nehir yani
ikiye bölünen göğsümden akıp gitmededir
sorular gibi sarktı suratımızdan önce, güz yaprakları
birbirüstüne Amerika’ya kara Afrikalar düşmektedir
Al bu şiiri cancağızım, serezat sokaklarda gezdir
kafa derileri yüzülmüş bir tutam kızılderiliye söyle
bir beyaz kelimeydim ben eskiden, utancımdan karardım
aşkın, kalelerden üflenen bir sur olduğunu da söyle
bilinsin has çeliğin cevherinde saklı olan giz:
biz Malcolm X, biz, bizim olmayan yeryüzünde hepimiz
Alex Haley anlattı
elleri ceplerinde Malcolm X’in
yeryüzünü çiğnerkenki fotoğrafını:
“Sonra El-Hac Malik El Şahbaz’ın mezarının üzerine gece indi
bir zamanlar Malcolm X denen
bir zamanlar Malcolm Little diye bilinen
bir zamanlar kırmızı oğlan
bir zamanlar iblis
bir zamanlar hemşerim diye çağrılan
ve sonunda müslüman olarak gömülen
El-Hac Malik El Şahbaz’ın mezarına gece indi…”
Oğul vermiş bir kovanın ilk balını yiyordu
şaklatarak damağını hayatın doruklarında
yaşayarak yaşamak, ey güzel yaşamaklar!
Yeryüzü yaygısının bir ucuna umutla sokularak
Ceraretle giriyorum beyaz sayılacak yüzümle
Harlem’e
Sahi, yüzüm beyaz mı?
Popularity: 36% [?]
Bu Konu İle İlgili Yazılar
- No related posts

Son Yorumlar