Yakın bir geçmişte Tarım Bakanı değişti, biliyorsunuz. Bakan’ın değişmesi, tarım politikalarının değişeceği anlamına gelir mi? Böyle bir değişimi gerektiren, daha önce uygulanan ve başarısız olan bir tarım siyaseti var mıydı? Yoksa, işler kendiliğinden ve yürüdüğü kadar yürüdü de, birdenbire mi ip koptu?

Şimdi sırayla bakalım.

AK Parti, seçimden önce tarımdaki sorunu ortaya çıkarmaya çalıştı. Bu nedenle ekipler kurdu, sorunu ve çözümü içeren raporlar hazırlattı.

58. Hükümet Programı’nda, neleri, nasıl düzelteceğini bir bir sıraladı.

59. Hükümet Programı’nda, daha önceki hükümetin programını da sahiplenerek, yeni bir program ortaya koydu.

Her iki hükümet döneminde de aynı Tarım Bakanı görev yaptı. Bugünlerde değiştirildi.

AK Parti, tarım politikalarını ortaya koyan raporlardan birisinin müellifiyim. AK Parti AR-GE Başkanlığı tarafından, ‘Türkiye’nin Tarım Siyaseti’ adıyla yayınlanan bir çalışma yaptım. Yani, bu konuda tezim var; uygulanmak üzere bir siyaset önerisi sundum ve tezimde ısrarlıyım.

Bir adım daha ileriye giderek, Türkiye’de tarım, orman, çevre, GAP.. gibi konularda bu güne kadar söylenmiş her şeyin tartılı ortalaması olan bir çalışma yaptım, tarihi ve güncel gerçeklerimizi de dikkate alarak, ortak aklın çozümü sayılabilecek bir öneri paketi hazırlayıp, Türkiye’yi yönetecek partinin yönetimine sundum.

Prensip olarak söylediğim ilk söz şu: Tarım, orman, çevre ve GAP, bir ‘puzzle’ın parçaları gibi yerli yerine oturtulmalıdır. Tek bir bakış açısıyla ve tek bakanlık olarak düşünülmelidir. Ana plan yapıldıktan sonra, yetki ve sorumluluk, yerel yönetim ve özel sektör dahil, birçok yan unsura paylaştırılarak, üretime dönük yeni bir yapılanmaya gidilmelidir.

Türkiye’nin birkaç ülkeye bedel, işlenmeyen, boş tarım arazisi var. Bu, birkaç on milyon hektar, yani birkaç Yunanistan etmektedir. Öte yandan, milyonlarca işsizi, ya da gizli işsizi de, geçim sıkıntısından kan ağlamaktadır.

Atın önünde et, itin önünde ot’ vardır.

Hükümet, masal kahramanı gibi gelip, kararlılıkla, atın önündeki eti, ite; itin önündeki otu da ata vermelidir. Hükümet programı bunu sağlayamıyorsa, bir yığın laftan öte bir şey değildir. Halkın, büyük bir umutla oy vererek yüceltip, sorumluluk verdiği ekip, ya bunu gerçekleştirir, ya da ilk seçimde gider, yerine, gerçekleştirecek bir kadro gelir.

Yoksa, bakan değiştirmekle, cafcaflı proje adları ortaya atmakla, bu işler düzelmez.

Bakanı değiştirip, tüm politikaları aynı bırakmak; daha da ötesi, uzun bir geçmişte bu işleri bu kadar kötü duruma getirmede sorumluluğu olmuş emekli memurları, bürokrasinin en üstüne getirmek, intihar etmenin başka bir şeklidir.

Her şeye rağmen ‘bu halk bizi destekler’ diye düşünülüyorsa, bilinsin ki, insanlar, kendi önceliklerini gözetir; yani doymayı, iş güç sahibi olmayı ister.

Çevreyi görmektedir çünkü.

Çok satan bir gazetenin yazarı, artık tarımla ilgili yazmayacağım dedikten sonra yazdığı ilk yazıda, yapılacak bir seçimde bu hükümeti en çok tarım kesiminin hırpalayacağını söylüyor.

Konuştuğum nice AK Parti milletvekili, Türkiye’yi ekonominin, ekonomiyi tarımın, tarımı da radikal kararların kurtaracağı fikrinde birleşiyor.

Güneydoğu başta olmak üzere, asayiş sorunu kırsal kökenli değil mi?

Bebekler gibi gözünü kapatarak sorunun yok olduğunu düşünmek, insanın kolayına gelse de, yanlış bir yöntemdir.

Yanlışlığı, yıllar boyu, iktidarı yitiren birçok partide test edilip, onaylanmıştır.

Örnekleri çoktur. Birlikte gördük.

Tarım, bu ülkede hala belirleyicidir.

Yürürlükteki yanlış tarım siyaseti de bu nedenle ve acilen, kökten değişmelidir!

Popularity: 6% [?]

Bu Konu İle İlgili Yazılar