Baharı beklerken
Malatya Yenigün
Bu yazıyı yazdır
7 Mart 2008
Malatya’dayım.Bir hafta burada hem geçmişi yaşayacağım, hem şimdiyi…
Hem de geleceğin düşünü göreceğim.
Mart başı baharı müjdeler Malatya’da…
Göğermeyi, dirilmeyi, canlanmayı ve hayatı…
Havalar böyle giderse, bağ bahçe yeşilin her tonunu sunacak bize birkaç gün sonra… Çiçeğin her rengini, her türlüsünü, her çeşidini göreceğiz göz bebeğimizde… Kiraz çiçekleri açacak beyazın ve pembenin her tonuyla… Elmalar, koca taç yapraklarını rüzgara verecek nazlı nazlı. Kızılcık çiçeklerinin sarısı, ayvaların pembesine karışacak…
Gögün mavisi yerin her rengini kucaklayacak…
Kuşların, hepimizin yerine dünyayı gözlediği ikindi saatlerinin coşkusu çınlayacak kulaklarımızda…
Toprak kabaracak, doğuma hazır her canlı gibi…
“Dağlar çiçek açar/ Veysel dert açar” dese de, umudun tohumunu saklamaktadır yüreğinde insanoğlu…
Sevincin künyesini hecelemektedir…
Bir büyü bahar, bir değişim…
Kendini var eden hayat hülasası…
Çiçekli kelebekli bir renk cümbüşü hasılı…
Bu, bir bakıma çocukluk demek kendi tarihimizin seyrinde, ilk gençliğimize anlam veren çağıltı demek…
Sevdiklerimizin fotoğraflarda solan görüntülerinin, sımsıcak içimize sinmesi demek…
Ölenler, ölürken bizden bir parçayı da götürenler demek.
Arkadaşlıkların, dostlukların, sevgilerin uçsuz bucaksız bir alanda dörtnal koşup yitmesi demek…
Bize göre Malatya’nın Malatya olduğu saadet devri demek… Gönlümüzün güzelliklerden başkasına kapalı olduğu devrin saltanatı…
Malatya’dayım…
Kanlıca ahalisi için günlerin kısaldığı demler olsa da, yüreğimizi uçuran bir rüzgar, alıp götürüyor bizi, eski günlerin kırılganlığından bir arının çiçekten çiçeğe koşan telaşına.
Kendine has bir kokusu var bahar günlerinin, damakta farklı bir tadı.
Yürek, ah yürek, bir kızgın örste kendini şekillenmekte, duygular kotarmakta, vurgular yapmakta…
Malatya’dayım…
Bizim için, yaşadığımız dünyadan farklı bir aleme girmenin, tadını çok iyi bildiğimiz ama çoktandır unuttuğumuz bir hayatı, yeniden yaşamanın, o tadı hatırlamanın adı Malatya’da olmak…
Baharı beklemenin yürek tıpırtıları…
Hayatın simyası…
Geçmişin o engin deryalarını, bugüne çekip; geleceğin sonsuz gemilerini yüzdürmek üzerinde…
Sadece bunlar mı Malatya’da olmak?
Bazı dostlar isimlendirmişler bile…
En uygunu “kutsal topraklar”…
İnsanın çocukluğu ve gençliği, kutsal topraklar gibi…
Bir kez yaşanıyor, ondan sonra da ziyaret ediliyor ancak…
Malatya’dayım…
Baharı bekliyorum kendimce…
Popularity: 21% [?]

4 Nisan 2008, 03:39
Değerli yazar Üniversite yıllarımda çok sayıda Malatya ve Elazığlı Arkadaşım oldu. Şu anda bu yazı bana o özlemi hatırlattı. Hayatın olağan akışı bağlarımızı maalesef arkadaşlarımızdan kopardı bizi. Şu anda bu arkadaşlarımın değerlerini daha da iyi anlıyorum. İnsan yetiştirmiş Malatya İnsan yetiştirmiş Elazığ. Güzel olmazmı buraları. Bende yaşattığınız bu güzellikten dolayı teşekkürlerimi sunar ve Dizelerinizi şöyle tamamlamak isterim.
Malatya Malatya Bulunmaz Eşin
Gönülleri Coşturur Ayla Güneşin
Aman Aman Aman Kernek’li Misin
Kernek’e De Gelmeye Yeminli Misin
Malatya’yı Baştan Başa Çiçek Bürümüş
Malatya’nın Gençleri Almış Yürümüş
Aman Aman Aman Kernek’li Misin
Kernek’e De Gelmeye Yeminli Misin
8 Mart 2008, 00:26
Mevsimleri insan hayatına benzetirim…
Yıllardır Sonbaharda içimi tarifi imkansız bir hüzün kaplar.Bu hüznü hayatın sonbaharına değil,(çocukluktan kalma)kışın yaklaşmasına,odun, kömür derdine bağlıyorum.
Bahardaki coşkuyu ise yazarımız güzel tarif etmiş. Bu coşkuyu Malatya’da yaşamak…
Hele hele (eski) Malatya’da yaşamak…