Yazan:
Cumali Ünaldı
; Tarih
12 Nisan 2004
Bu yazıyı yazdır
Ölen öldü, o günden beri birçok şey yazıldı, söylendi… Özellikle ateşin düşmesini, herkesin sağlıklı düşünce ortamına gelmesini bekledim. O yüzden bu yazıyı, ortak aklın görüşü olarak sunuyorum.
İstanbul’daydım. Atıf ve Burak’laydım. Bir gün önce Ali Sami Yen’de GS’la maçını izlemiştim Malatayspor’un. İzlenimlerimi anlatıyordum onlara, benim gibi acemi bir seyirciyi şaşırtan alışkın seyirci davranışlarını. Maç sırasında futbolcuların yüzündeki gerilimi, kuşkuyu, mutluluğu ilk kez bu kadar yakından görmüştüm. En ön sırada. Bir yanımda muhtemelen GS’li yabancı futbolculardan ikisinin eşi ve iki çocuğu; diğer yanımda iki genç delikanlı ve bir kız. Her iki yanımda sürekli sigara dumanları ve kendini kaptırıp atılan bazen sevinç, bazen de hüzün çığlıkları… Bana en ilginç gelen, çok şaşırdığım şey, delikanlının, sürekli bağırarak futbolcuları yönlendirmeye çalışmasıydı. ‘Necati orada dur!’, ‘Sabri, Cafercan’ı gör!’ ve benzeri bir sürü taktik. Eğer futbolcular bu seslerden etkileniyorsa, delikanlının yaptığı şey Hagi’ye büyük haksızlık. Antrenörlüğüne müdahale etti bir bakıma. Okumaya devam et >>> »
Popularity: 8% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Yazan:
Cumali Ünaldı
; Tarih
12 Nisan 2004
Bu yazıyı yazdır
Bugün biraz tarih okuyalım. ‘Beyaz adam’ın tarihini. Ne dersiniz? Önce, ‘Beyaz Adam’ın, bir milletin, bir toplumun, bir insan grubunun adı değil; bir davranış biçiminin, bir algılayışın, bir yaşam tarzının, kısaca bir dünya görüşünün adı olduğunu belirtelim.
‘Gazavat-ı Hayreddin Paşa’ tarihimizin en önemli anı kitabı.
1540′lı yılları anlatan Barbaros, İspanyol amirallerinden Kortez’i tiksintiyle anar. ‘Bu Kortez denen zalim, Yeni Dünya’da yüzbinlerce insanı ateşte kızartan gayetle melun bir kafirdi’ sözüyle nefretinin gerekçesini, kendisinin hiç tanımadığı insanları işkenceyle öldürmesine bağlar. Okumaya devam et >>> »
Popularity: 11% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Yazan:
Cumali Ünaldı
; Tarih
11 Nisan 2004
Bu yazıyı yazdır
Sorun gayet net, cevabı da… İster Avrupa Birliği’ne girebilelim, ister giremeyelim. İsterse referandum yapalım ve biz, Avrupa Birliği’ne girmeyi reddedelim millet olarak.
Bazı gerçekleri hiçbir zaman gözardı edemeyiz.
Nedir bunlar?
Öncelikle insan hakları bizim ülkemizde en öncelikli sorun. Bunu, yargıyla, yürütmeyle, kolluk güçleriyle karşı karşıya kalmayanın anlaması mümkün değil. Ne yazık ki ülke yönetenler de her zaman ilk önce kendilerini öncelikli konuma alarak işe başladıklarından, ‘birey’in öne geçmesi için ilk engel oluşuyor böylelikle. Okumaya devam et >>> »
Popularity: 7% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Yazan:
Cumali Ünaldı
; Tarih
8 Nisan 2004
Bu yazıyı yazdır
Yanlış yerden baktığı kesin. Öyle olmasaydı, birkaç istisna dışında tüm geçmiş yönetimler, Türk tarımının öne çıkan sorunlarını doğru algılar ve çözüm için çareler üretirlerdi.
Hükümetler tarıma doğru yerden bakmadı. Biraz zengince, işbilir bir işadamı kimliğiyle bile bakamadı. Hiçbir zaman gelecekle ilgili bir planı olmadı, günü kurtarmaya çalıştı çoğu hükümetler.
Hangi bakanlık Tarım Bakanlığı’ndan daha önemlidir? Orman ve Çevre Bakanlıkları ile, tarımla ilişkilendirilen diğer kurumları da kattığınız zaman koca bir imparatorluk olan şey, hükümetler için neden önemsiz sayıldı dersiniz? Okumaya devam et >>> »
Popularity: 8% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Yazan:
Cumali Ünaldı
; Tarih
6 Nisan 2004
Bu yazıyı yazdır
Milli güvenlik deyince.. Bazı şeyler, akla hemen başka şeyleri getiriyor. Hem Türkiye’deki ortalama ilgi, hem de konunun uzmanları ne anlıyor?
Biraz top-tüfek, iç ve dış güvenlik, biraz uçak-füze alımları, komşularımız, iç tehdit unsurları gibi şeyler değil mi?
Son yılları onarlık dilimlere ayırsak ve mesela Milli Güvenlik Kurulu’nun tavsiye kararlarına baksak…
Ağırlık ne olur? Okumaya devam et >>> »
Popularity: 9% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Yazan:
Cumali Ünaldı
; Tarih
10 Şubat 2004
Bu yazıyı yazdır
Türkiye gibi sorunu bol ülkelerde, büyük iddialarla gelen hükümetlerin en büyük sıkıntısı, başlangıçta nereden başlayacağını kestirememek olmalı.
Herkes sizden yeni ve kendisi için olumlu bir şey beklerken, siz belki de onların hayatını zorlaştıracak tedbirler almak, yeni düzenlemeler yapmak zorunda kalabilirsiniz.
Bu, biraz da milletin devlete bakış açısı ile ilgili. Devleti baba gibi düşünenlerin, en azından şefkat beklemesi konusu… Milletimizin DNA’larına işlemiş bu genetik yanlışlığı değiştirmek kolay değil. Yüzyılların anlayışını doğruya tebdil eylemek zor. Okumaya devam et >>> »
Popularity: 8% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Yazan:
Cumali Ünaldı
; Tarih
12 Ocak 2004
Bu yazıyı yazdır
Bugün, hazırlanmakta olan Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nin neden tarım, orman ve çevre başta olmak üzere ekonomi ağırlıklı olması gerektiğini yazacaktım. Hafta sonunda Başbakan’ın Erzurum’da, çiftçilere yaptığı konuşmanın içeriği, o yazıyı bir hafta ertelememe neden oldu. Okumaya devam et >>> »
Popularity: 8% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Temenni değil, tesbit! Siz hiç orman yangını gördünüz mü? Ben gördüm. Otuz yıl kadar önce Manisa - İzmir karayolunda. Alevler göğe yükseliyor, kozalaklar alev topu gibi fırlayıp başka yerleri de yakıyor; çatırtılar, milyonlarca canlının çığlığı gibi kulakları tırmalıyordu. O günden beri televizyonda orman yangını görüntülerini izleyemem. Tırtılların, böceklerin, hayvanların ve ağaçların feryadını duyarım. Hele de insanların… Okumaya devam et >>> »
Popularity: 11% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Aram Khatchaturian’ın üç perdelik eserini Ankara Devlet Opera ve Balesi’nin bir ’sanat şölenine’ dönüşen gösterisiyle izledik.
Spartacus, M.Ö. 71 yılında yaşamış Romalı bir gladyatör. Güney İtalya’da çok sayıda köleyi etrafına toplayarak başkaldırmış, başarılı da olmuş, sonra ordusu bölünmüş, kendisi de savaşarak ölmüş.
Adı devrimlere simge olmuş Spartacus’ün sona doğru bütün planları yenilgiyle sonuçlanır. Bir bakıma yenilginin destanıdır. Okumaya devam et >>> »
Popularity: 8% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Yol,eylem halinde olmanın,yürümenin simgesi mi? Dünyaya belli bir bakışla bakmak,en azından dünyada bize nasibedilen hayatı anlamaya çalışmak mıdır yolcu olmak? Belki bir bedel,belki bir hakediştir yolculuk. Kendini fethetmeye yönelik bir yola çıkışla,geçmişi ve geleceğiyle yaşadığımız yeryüzünü anlama cehdiyle başka iklimlere ulaşma içgüdüsüdür.
Hayat bir yolculuk mu? Başlangıç noktasından belli bir mesafeye kadar bizim algılayamadığımız; ancak yürüdüğümüzü bildiğimiz,yorgunluğunu duyduğumuz,gelecek yolları yürüme şevkini sevinerek gördüğümüz,ne zaman biteceğini bilmediğimiz bir yolculuk.. Okumaya devam et >>> »
Popularity: 10% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Son Yorumlar