Yazan:
Cumali Ünaldı
; Tarih
26 Haziran 2004
Bu yazıyı yazdır
Uzun bir süre geçti üzerinden… Muhafazakarlık tartışmaları bir saman alevi gibi bitti.
İnsanların gündeminde bambaşka şeyler var şimdi.
Irak olayı, Kıbrıs’ta yıllar süren çözümsüzlüğe akılcı çözüm arayışları öncelikli olmak üzere ilişkimiz olan başka ülkelerle akla dayalı ilişkiler. Risk alabilme, senaryo üretebilme, yönlendirme…
Bütün bunlar Türkiye’de aklı başında her kişi ve grubun düşündüğü, gerçekleşmesi imkansız bir temenni olarak dillendirdiği ve imrenerek başka ülkelerin bu türden uygulamalarını izlediği konulardı. Okumaya devam et >>> »
Popularity: 8% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Yazan:
Cumali Ünaldı
; Tarih
23 Haziran 2004
Bu yazıyı yazdır
Bu işte bir terslik var. Her olayın olumsuz sonucu şu soruyu sorduruyor: Biz nerede yanlış yaptık?
Niçin bu ülkede sistem iş yapmama ve yaptırmama üzerine kurulu?
Herkes birbirinin rolünü çalmak istiyor.
Kimse işini yapma çabası içinde değil.
Meclis’ten başlayalım. Okumaya devam et >>> »
Popularity: 55% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Yazan:
Cumali Ünaldı
; Tarih
19 Haziran 2004
Bu yazıyı yazdır
Başlık sizi şaşırtmasın… Anlatmak istediğim, başlangıcından bitimine kadar insan hayatının renkliliği, bir bakıma birçok hayattan oluşan zengin bir bileşke biçimindeki görünümüdür.
İnsanın tek bir hayatından söz edilebilir mi? En azından yaşadığı hayatla yaşamak istediği hayat arasındaki farklılık, bir çeşitliliği yansıtır.
Çocukluk, tadı ve ortamıyla ayrı bir hayat sanki… Gençlik de öyle… Hayatın ondan sonraki evreleri de… Hem apayrı renkler taşımaları, hem de bir rengin binlerce tonunu içermeleri yönünden bir kişinin hayatı, insanlığın bir bölüğünün hayatı gibidir sanki…
Okumaya devam et >>> »
Popularity: 10% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Yazan:
Cumali Ünaldı
; Tarih
16 Haziran 2004
Bu yazıyı yazdır
‘Uygun ölçek’ her iş için zorunlu bir ölçü.. Ekonominin kuralı bu.. Fayda / Masraf oranı yapıldığında en yüksek verim, en uygun ölçekte alınıyor.
Tarımda en iyi verimi alacak çiftlik büyüklüğü, yörelerin özelliğine, kültürü yapılan bitki çeşidine göre uygun ölçekten daha aşağı olursa, orada zararına çalışan ve iflasa götüren, ekonomik olmayan bir faaliyet söz konusudur.
Türkiye’nin yaptığı budur. Okumaya devam et >>> »
Popularity: 8% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Yazan:
Cumali Ünaldı
; Tarih
11 Haziran 2004
Bu yazıyı yazdır
Akan sular duruyor gıda deyince. Artık herkes biliyor ki, yediğinden içtiğinden emin olmazsa hem bugünü, hem geleceği tehlikede… İlaçların, hormonların, genetik değiştirmenin ne anlama geldiği herkes tarafından ayrıntılı olarak bilinmese de, en azından kötü bir şey olduğundan kimsenin şüphesi yok.
Çoluğunun, çocuğunun gelecekte hangi hastalıklara düçar olacağının endişesini şimdiden taşımaya başladı insanımız.
Bu, şüphesiz olumlu bir gelişme. Okumaya devam et >>> »
Popularity: 9% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Yazan:
Cumali Ünaldı
; Tarih
10 Haziran 2004
Bu yazıyı yazdır
Karşı sayfadan komşum Zeynep Gürcanlı’nın Cumartesi günü star’da yayınlanan yazısında çok doğru bir tespiti var. Avrupa Birliği’nin, Türkiye’nin tam üyeliğini tartışırken aslında kendi geleceğini tartıştığını söylüyor. Ben bu yargıya minik bir ekleme yapmak istiyorum. Kendi geleceğinin yanında en önemlisi kendi kuruluş felsefesini de tartışıyor.
Nasıl mı? Okumaya devam et >>> »
Popularity: 9% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Yazan:
Cumali Ünaldı
; Tarih
29 Mayıs 2004
Bu yazıyı yazdır
İllüzyon, fransızca bir kelime. Anlamı çok ilginç.. ‘Görünüşü, gerçeği sandıran duygu ve zihin yanılması’ olarak açıklıyor sözlükler. Hem gerçek gibi görünecek, hem de bir yanılma olacak…
Bu illüzyon işinin ustası Zati Sungur’du bizim çocukluğumuzda…
Şimdi başkaları da var. Yerli,yabancı. Yığınla gözbağcı…
İllüzyonun bir de bürokratlar tarafından yapılanı var. Her yeni gelen iktidara üst bürokrasi tarafından uygulanan kuşatma. Üst kademe yöneticilerin, geçmişin tozlu raflarından alıp, patates baskısı yöntemiyle ruhunu bozmadan, yeni gelen iktidarın meşrebince süsleyerek cilaladıktan sonra sundukları süslü dosyalar.
Okumaya devam et >>> »
Popularity: 9% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Yazan:
Cumali Ünaldı
; Tarih
26 Mayıs 2004
Bu yazıyı yazdır
Doğru olan ne? Soruna bir bütün olarak bakabilmek mi?
Bir yere bakarken, başka yerleri, bakılmayan yanları da görebilmek. Bir tarafa yapılacak bir uygulamanın, başka taraflardaki etkisini tahmin edebilmek… Ona göre önlemler alabilmek.
Türkiye’de doğal kaynaklara ilişkin uygulamalarda hep ihmal edildi bu önemli özellik. Düşünülmeden yapılan uygulamalar, bir süre sonra büyük zararlar vermeye başladı.
Okumaya devam et >>> »
Popularity: 9% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Yazan:
Cumali Ünaldı
; Tarih
19 Mayıs 2004
Bu yazıyı yazdır
Kim? Turgut Özal’dan sözetmek istiyorum. Yavuz Sultan Selim için tarihçilerin söylediği söz nasıl da örtüşüyor Turgut Özal’la.. ‘Onu ne uleması -bilginleri,sivil bürokratları- ,ne umerası -asker bürokratları-,ne de oğlu anladı…’ sözü.
Burada oğlu,öldükten sonra iktidarı devralan kişi olarak algılanacağı için Turgut Özal’ın kurduğu partiyi yönetenleri ‘oğlu’ olarak anlamak doğru olur.
Beklenmedik biçimde iktidar yolu açılınca,hazır olmayan nice insan,bilmediği alanda sorumluluklar aldı.. Bu ülkenin kaderini etkileyecek kararlara imza attı. Turgut Özal’a yakın görünerek,kendi adlarını parlatmaya çalıştı. Toplum da onların arkasındaki gücü gizlendiği için- göremedi ve marifeti onlardan menkul sandı.. Okumaya devam et >>> »
Popularity: 9% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Yazan:
Cumali Ünaldı
; Tarih
16 Mayıs 2004
Bu yazıyı yazdır
Gençlik dönemlerimde, öğrenci olan bir grup arkadaşımın cep harçlıklarıyla çıkardıkları bir dergide, yazarını bile unuttuğum bir yazının adı bu.
Biten her güzel şeyin sebebini bir fitnede mi aramalıyız? Biten güzel evlilikler, biten iş ortaklıkları, başlangıçta heyecanların köpürüp durduğu, sonra birdenbire sönüp yok olduğu sosyal-kültürel amaçlı dernekler-vakıflar, Türkiye’ye umut aşılayan şimdi ‘yok gibi’ olan siyasal partiler… Kırılan dostluklar…
Hepsinin içinde de bir ‘fitnenin maliyeti’ var…
Gençlere imrenmemek mümkün mü? Okumaya devam et >>> »
Popularity: 8% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Son Yorumlar