Bu sözü, aynen bu biçimiyle, anneler babalar kullanır genellikle, toplumda yerleşik kuralları zorlayan çocukları için.Usta çırağına söyler, bazı öğretmenler de öğrencilerine.

Toplumsal hareketleri yönlendirme gücüne sahip olanlar, ders vermek istedikleri adamları teke indirgeyerek bu söylemle paylarlar…

Bir de kabadayı geçinenler bu söyleme sığınırlar çokca… Kendi konumlarını netlikle belirlemek için belki de…

“Filancaya söyleyin, akıllı olsun!” demek, o filancanın, yakın zamanda canının yanabileceği anlamını da mündemiçtir.

Hasılı, yakın bir gelecekteki hareketliliğin, belki de fırtınanın, kasırganın habercisi, çok akıllı-uslu bir sözdür.

Bunu neden hatırladım?

Bir bakıma birkaç aydan beri, bir bakıma da birkaç yıldır, yapılanlar ve yapılmayanları dikkate alarak, yazılarımda, yakın bir gelecekteki siyasal kaosa dikkat çekmeye çalıştığım, düzenli okuyucularım tarafından bilinir.

Zaman zaman onlarla bu konuları enine boyuna konuşuruz.

Ayrıca, entelektüel boyutu yüksek bazı dostlarla, toplanır, analizler yaparız ülkemize ve dünyaya dair.

Son günlerde kiminle konuşsam “akıl” ve “sağduyu” öne geçiyor.

Daha doğrusu, olup bitenleri, bazı akılsız davranışların sonucu olarak görme eğilimi yaygın.

Hafızamızda sıcaklığını koruyan olaylara baktığımızda, hepimizin de böyle bir uyarılmaya ihtiyacı olduğunu farkederiz.

Hepimiz önce kendimize, sonra da en yakınımızdakine “Akıllı ol, akıllı!” demeliyiz.

Ama önce kendimize.

En önce iktidar erkini ellerinde bulunduranlar, bey olanlar, “Ey oğul, beysin!” hitabının muhatapları akıllı olmalıdır.

Görüldü ki, son zamanlarda yaptıklarının akılla telif edilir yanı yok.

Önce onlar hizaya gelmeli.

Sonra da muhalefet adı altında tarif ve tavsif edilen tüm partiler.

Şunu öncelemeleri gerekir: Siyaset korunmalı.

Herkes, siyasete halel gelmemesi için, tüm çabasını ortaya koymalı.

Siyaset nedir?

Siyaset, Pötürgeli yaşlı hamalların, köyden yeni gelmiş genç hamal adaylarına verdiği ilk derste gizlidir: “Kırılacak bir şey taşıyorsan, yükünü siyasetle indir.”

İşte siyaset, o kırılgan şeyi, ülkemizin ve insanımızın mutluluğunu korumanın yoludur.

Siviller buna dikkat etmeli, askerler de…

Halk dikkat etmeli, bürokratlar da…

Siyasiler de dikkat etmeli, yargıçlar da…

Türkler de bunu gözü gibi korumalı, Kürtler de…

Sünniler de incitmemeli, Aleviler de…

Partiler, kurallar, kurullar, ideolojiler, yasalar…

Bunların tamamı da, bireyin mutluluğu içindir.

Yeryüzünde, insandan daha önemli ne var ki?

En güzellerden birisini de, binlerce yıllık kültürümüzün gür seslerinden birisi, Şeyh Galib söyledi, hatırlayalım o mısrayı:

“Hoşça bak zatına kim, zübde-i alemsin sen”

Yani alemin, kainatın özü…

İnsanın yeri orasıdır.

O yüzden insan vardır her şeyin merkezinde, insan, yani birey…

O, her şeyden daha önemli.

Mükemmel yaratık.

Yaratıcının mükemmelliğini, yüreğinde taşıyan nesne: İnsan.

Önemli olan bu…

Bu insanın dili, dini, ırkı, siyasi görüşü, rengi önemli değil…

Onu önemli, belki de en önemli kılan şey insan oluşu…

Herkesin, biraz sükunete ihtiyacı var, doğru düşünmeye…

Ama önce, en önce yönetici konumunda olanlar…

Kayık sallanmaya başlarsa, isterse hiç rüzgar olmasın, ne zaman devrileceği belli olmaz.

Popularity: 12% [?]

Bu Konu İle İlgili Yazılar