Öylesine yoğun, o oranda da verimli bir hafta yaşadım. Önce İstanbul seyahati… Ayağımızın tozuyla, Beykoz Belediye Başkanı sevgili Muharrem Ergül’ün daveti üzerine, Orhan Veli’yi Anma Toplantısı’nın açılış konuşmasını yaptık. Muharrem Ergül, tam bir kültür fedaisi, şiirsever; tıpkı, çok sevdiği ve uzun süre birlikte çalıştığı Başbakan’ı gibi… Beykoz’u, kültürün ‘bey’i yapacak, besbelli…

Daha sonra Motif Vakfı’nın, halkbilimi ödül törenleri… M. Zeki Baykal’ın halk kültürü uzmanlığının eseri motif, Anadolu’yu buram buram yaşatıyor. Halk bilimine hizmet edenleri ödüllendiriyor. Çok sevgili iki dostumun, Kültür Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Mustafa İsen’le, Prof. Dr. Tuncer Gülensoy’un bu yılki ödüllere layık görülmesi, kılı kırk yararak değerlendirmenin bir sonucuydu.

Türkü dalında, sevgili dostum Selahattin Alpay’a ödülünü vermekten kıvanç duydum.

Asıl büyük toplantı Yunus Akdaş ve A. Turan Koçer yönetimindeki Malatyalı İşadamları Derneği’nde, MİAD’daydı. İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mesut Parlak, sanatçı Kenan Işık, yazar Hrant Dink ve ben, dört Malatyalı, Malatya’yı konuştuk. Çocukluğumuzdan başlayarak, tarihi perspektif içinde kentimizi anlatmaya çalıştık, bugünkü sorunları irdeledik ve geleceğin Malatya’sının nasıl olması gerektiğine dair öneriler ortaya koyduk.

Kimler yoktu ki dinleyici olarak…

TMSF Başkanı Ahmet Ertürk’ten eski Milli Eğitim Bakanı Metin Emiroğlu’na, işadamı Sabri Özel’den Tavit Köletavit’e kadar, adlarını tek tek saymanın mümkün olmadığı çok değerli, alanında bir numara olan hemşehrilerimize; sadece memleketimizi sevme kimliğimizi kuşanarak, ‘Malatyamız’ı anlattık, dertlendik, hüzünlendik.

Kenan Işık’ın dediği gibi, Malatya’dan, analarımızın kokusunu alarak…

Ya da Mesut Parlak’ın isabetle belirttiği gibi, hep öncü olma özelliğini öne çıkararak…

Aslında, bizler Malatya’yı konuşurken, Türkiye’yi de konuşmuş olduk.

Hrant Dink, herkesin kulağına küpe olması gereken, tarihle bugünü harmanlayan bir konuşma yaptı ve dedi ki: ‘Batılılar’ın oyununa gelmeyelim. Önce Ermeniler’i ayaklandırıp, bu toprakta güzelce yaşayan insanları birbirine kırdırdılar ve yarı yolda bıraktılar. Şimdi de Kürtler’e aynı şeyi yapmaya çalışıyorlar. Herkes aklını başına toplasın…’

Ben kısaca özetledim.

Türkiye, tarihten ders çıkarmayı öğreniyor. Bu önemli.

Turgut Özal’ı anmak mı anlamak mı?

Acele Ankara’ya döndüm.

Faruk Yeşilyurt başkanlığındaki Ankara Malatyalılar Derneği, Turgut Özal’ı anma toplantısı düzenliyor. Panelde konuşmamı ve yönetmemi istediler.

Özal’ı anmak çok güzel…

Anlamak daha da güzel.

Buna özen gösteriliyor.

Ancak bazı belediyeler, Özal’ın yaşadığı dönemde onun düşüncelerine karşı çıkmış, hatta ‘zangoç’ diye nitelendirenlerle aynı safta bulunmuş kimselere, Özal’ı yorumlatıyor.

Misal mi? Doğduğu şehirdeki anma…

Bunu da anlamak mümkün değil.

Ankara’daki anma toplantısı, bence en önemlisiydi. Baştan beri Özal’la birlikte olanların, onu en iyi anlayanların, en iyi anlatanların katıldığı toplantıydı.

Sürmeli Oteli’nde, ‘yönetmekten; Özal’ı anlatmaktan mutluluk ve gurur duyduğum panel’in diğer konuşmacılarına bakar mısınız? Hüsnü Doğan, Ekrem Pakdemirli, Saffet Arıkan Bedük, Emin Başer, Nurettin Soykan…

Aynı frekanstaki dinleyiciler…

Ercüment Konukman, Yaşar Öncan, Talat Zengin gibi, Turgut Özal’la kolkola yürüyenler.

Yetişemeyen İlhami Kösem’in mesajı…

Son sözü yine Turgut Özal söylesin:

‘Devlet de, kalkınma da, iktisadi gelişme de tek amaç taşır: İnsanın; insanca, özgürce, refah ve mutluluk içinde yaşaması… İnsandan daha mübarek ne bir mahluk, ne bir kurum, ne de bir doktrin vardır…’

Popularity: 7% [?]

Bu Konu İle İlgili Yazılar