Yazan:
Cumali Ünaldı
; Tarih
29 Ocak 2005
Bu yazıyı yazdır
Ne güzel şeylerdi. Çocukluğumuza renk katarlardı. Aslında, bizim çocukluğumuz da yaşanmaya değerdi. Toprağın kokusunu, yaz akşamlarının serinliğini, kışın, karların üzerindeki güneş ışıltısını; ayı, yıldızları, samanyolunu… İçinde yüzdüğümüz ‘Derme Suyu’nun berraklığını, meyve ağaçlarının envai türlüsünü… yazmakla bitmeyecek ve bugün aramakla bulunamayacak nice güzelliği bize yaşatan bir çocukluktu… Bu çocukluğun çetelesini tutardı sanki Saatli Maarif Takvimi. Her yaşadığımız günü, incelikle bize hatırlatırdı. Doğacak çocukların adından, ‘bugün ne pişirelim’e kadar her sorunu dert ederdi kendine. Havaya, suya ve toprağa düşen cemreyi, önce takvimimiz fısıldardı kulağımıza, sonra dışarıda fark ederdik. Okumaya devam et >>> »
Popularity: 7% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Yazan:
Cumali Ünaldı
; Tarih
26 Ocak 2005
Bu yazıyı yazdır
Nasıl ki demokrasinin belirleyici unsuru seçmense, ekonominin de belirleyici unsurunun tüketici olması, aynı düz mantığın sonucudur. Demokrasilerde siyasal yapılanmaların seçmeni hedeflemesi neyse, ekonomide de tüketici aynı şekilde hedef kitle durumundadır.
Tüketici mutluluğu, bu yüzden ticarette esastır. Üretimin amacı da, kendini, tüketici denilen ve zor beğenen bu kitleye kabul ettirmektir, denilebilir. Okumaya devam et >>> »
Popularity: 12% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Yazan:
Cumali Ünaldı
; Tarih
22 Ocak 2005
Bu yazıyı yazdır
Ama nasıl show? Bir örnek giyinmiş bir grup genç kız ve erkek, Tarım il müdürlüklerinin tedarik ettiği otobüslerle, Türkiye’nin her yerinden Ankara’ya gelmişler. Yanlarında yeteri kadar görevli ve köylüyle birlikte. Bir sunucu, bir türkücü, ne yazıkki, iki yıldan bu yana Türkiye’de ekonomi, dışişleri gibi birçok ana sorunda, bilimin yardımıyla projeler uygulamış çok başarılı bir hükümetin Başbakanı… Bütün bunlar Tarım Bakanlığı’nın anlaşılmaz ‘cila’larından birisi için. Okumaya devam et >>> »
Popularity: 6% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Yazan:
Cumali Ünaldı
; Tarih
19 Ocak 2005
Bu yazıyı yazdır
Bugün sizlerle bir şairin şiire bakarken dünyaya ulaşmasını, oradan da gelecekle ilgili çıkardığı dersi paylaşmak istiyorum.
Şiirin insan yaşamındaki yerini irdeleyen Nobel Ebebiyat ödüllü yazar Octavio Paz, ‘yeni bir siyasal düşünce var olursa, yaratıcıları ‘öteki ses’i dinlemeye mecburdurlar.’ diyerek, başlangıçta aykırı gelen söylemlerin siyasal yaşama katkısına dikkat çekmektedir.
Devamında kendini bilen her bilge sanatçı gibi, kuşbakışı dünyamıza bakarak çığlığı basmaktadır, kendini bilmez tüketim toplumunun günümüzde, insanlığın geleceğiyle bu derecede oynamasına isyan ederek. Buna karşı çıkılması gerektiğini söyler, engellemek için çözümler üretilmesini öğütler. Okumaya devam et >>> »
Popularity: 6% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Yazan:
Cumali Ünaldı
; Tarih
15 Ocak 2005
Bu yazıyı yazdır
Bu yazıyı üç gün önce yazdım. Bu konuda yapılan yorumlara, bir ek olarak düşünülmeli.
Başbakan’ın, Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nin hazırlanması konusunda gazetelere yansıyan sözleri, bu kanunun ‘şimdiye kadar olduğu gibi’ değil, bundan sonra ‘olması gerektiği gibi’ bir prosedüre bağlanacağını gösteriyor. Az ve öz olarak hazırlanacağı, Bakanlar Kurulu’nun onayından sonra da resmi hüviyet kazanacağı vurgulanıyor. Ayrıca bu konuda Türkiye’nin ezberinin bozulacağına dair işaretler de veriyor. Okumaya devam et >>> »
Popularity: 6% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Yazan:
Cumali Ünaldı
; Tarih
12 Ocak 2005
Bu yazıyı yazdır
Yüz yıl bile olmadı, altı üstü seksen yıllık bir geçmişi var çayın ülkemizde. Hikayesi ilginç.
I. Dünya Savaşı sonrası… Kars, Ardahan ve Batum çevresi Ruslardan geri alınmış. Halkalı Ziraat Mektebi hocalarından Ali Rıza (Ertem), Tarım Bakanlığı tarafından 1918 yılında bölgeye gönderiliyor. Batum’da astropikal bitkilerden mandalina, limon, portakal bambu ile birlikte çayın yetiştirildiğini görmüş. Meteorolojik kayıtları incelemiş, Rus işgali sırasında, Rusların Rize’ye ilişkin meteorolojik verilerini de bulmuş, benzerliği görmüş. ‘Şimal-i Şarki Anadolu ve Kafkasya’da tetkikat-ı ziraiye’adlı raporu yayınlanmış. Okumaya devam et >>> »
Popularity: 7% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Türkiye, bulunduğu hal üzre kalacaksa sözüm yok. Kendi içine kapanır, aynı yoksullukla, aynı perişanlıkla devam eder.
Yok, eğer Türkiye ne istediğinin bilincindeyse, şimdiye kadar olanı unutmalı, teknik devlet olmanın yollarını aramalıdır. Okumaya devam et >>> »
Popularity: 5% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
azen içimiz daralır, keyifli bir uğraş ararız. Sözgelimi, çok kalabalık bir ortamda, sıkıcı bir toplantıda, ya da kendimizden bile bunaldığımız, bedenimizin bize ağır geldiği; o Yusuf’un atıldığı karanlık kuyularda kaldığımızda…
Kırlara kaçın… Doğanın ve insanların mührünü, gözlerinize sığdırmayı deneyin… Okumaya devam et >>> »
Popularity: 6% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Ölüm insanlığın ortak paydası; doğum gibi… Bunu hiç unutmadan yeni yıla giriyoruz.
Biliyoruz ki, her bitişle başlayış arasında incecik bir çizgi var sanki.. Özel günler, bundan dolayı öne çıkıyor. Tüm olumsuzluklara rağmen sevinçle, umutla, heyecanla yeni bir yıla girdik. 2005’in başta okuyucularım olmak üzere, herkesin ‘gönlüne göre’ geçmesini diliyorum. Okumaya devam et >>> »
Popularity: 6% [?]
Bu Yazıyı Paylaşın
Son Yorumlar