170 yıl önce nasılsa, öyle…170 yıl önce nasılsa, öyle…
Star Gazetesi Yazıları
Bu yazıyı yazdır
9 Nisan 2005
Zaman geçip gittikçe, umulmadık değişiklikleri de beraberinde getiriyor. Dünya, çevre, insanlar, alışkanlıklar, yaşam biçimleri..nasıl da değişiyor kısacık sürelerde. Her şey şaşırtıcı bir gelişme içerisinde. Bir bakıyorsunuz, dünün komünist Çin’i, bugünün serbest piyasa ortamında, ucuz işgücüne dayandırdığı yüksek rekabet yeteneğiyle, liberal dünyayı titretmekte; küçücük Uzakdoğu devletleri, dünya ekonomisine hissedilir bir ağırlık koymaktadır.
Bir birey olarak insanın kendi yaşamı bile, akıl almaz değişimlerle dolu.
Çünkü, büyük bir gücü var değişimin.
Bir tek bizim ülkemizde, statükonun gücü, değişimin gücüne baskındır her zaman. Görünüşe bakarsanız, kabuk değişmiş, görüntü değişmiş, giysiler değişmiştir… Ama kabuğu kaldırınca, altta, o bildik statüko yatmaktadır.
Hele ekonomi alanı, çok kısa süreli, anlık değişiklikler için örnek bir platform sanki. Canlı bir organizma gibi sürekli değişiyor, sağlıklı bir öngörüyle buna ayak uyduramayanlar yarı yolda yitip gidiyor.
Tarih ve anı kitabı okumayı sever misiniz?
Naima, akıllı insanların tarihten dersler çıkaracağını, meraklılar için de tarihin bir bilgi kaynağı olduğunu söyler. Özellikle dikkatli yabancıların bizim ülkemiz için yazdıkları, alışkanlık haline getirip fark etmediğimiz özelliklerimizi, bizi bile hayrete düşüren bir tespit inceliğiyle ortaya koymaktadır.
Öyleyse sıkı durun, bugün size böyle bir yabancıdan söz etmek istiyorum.
Feldmareşal Helmuth von Moltke, 1870 Almanya-Fransız savaşında Alman ordularının meşhur Genelkurmay Başkanı…
Tam 170 yıl önce, 1835’te genç bir yüzbaşıyken, askeri öğretmen olarak Nizam-ı Cedid askerlerine eğitim vermek üzere Türkiye’ye gelir. Bu akıllı ve dikkatli, fazla önyargılı olmayan Pruyalı, ülkemizin röntgenini çekmiştir sanki…
Moltke’nin tarım konusunda yaptığı harika tespitler var. Sorunu görmüş, sebebini anlamış, çözümünü de yazmış. Aradan 170 yıl geçmiş. Padişahlar değişmiş, yetkililer değişmiş, hatta rejim değişmiş, ama bu alanda temel mantık hiç değişmemiş… Aynı yanlışlar, titizlikle sürdürülmüş, başka milletler ‘kalkınma’yı sürdürülebilir hale getirirken, biz ‘kalkınmama’yı sürdürme basiretsizliğini göstermişiz. Nasıl mı?
İsterseniz Moltke anlatsın…
Birincisi: ‘Tarımın durumu kötüdür.’
Şimdi de kötü.
İkincisi: ‘Burada toprağa çok az sermaye yatırılmaktadır.’
Günümüzde de tarım sermayesiz yapılmaktadır. Bilinmektedir ki, hiçbir ekonomik faaliyet sermayesiz, etkin ve verimli bir biçimde gerçekleştirilemez. ‘Türkiye, tarımını sermaye girdisiyle destekleyerek verimli bir uğraşa, ekonomik üretim türü haline, bir işletmeciliğe dönüştürmelidir’ tezi, bu konudaki tüm bilimsel toplantıların ortak sonuç bildirgesidir.
Üçüncüsü: ‘Başta 800 bin nüfuslu İstanbul olmak üzere, hükümet, tüm ülkenin buğday ihtiyacını Odessa’dan almaktadır. Çünkü, imparatorluğun daha önce buğdayını sağlayan Eflak, Buğdan ve Mısır elden çıkmıştır. İstanbul’a bir saat uzaklıkta başlayan uçsuz bucaksız verimli ovalar ekilmeden boş dururken, buğday, dışalımla sağlanmaktadır.’
Aynen şimdiki gibi değil mi? Türkiye’de şu anda 5 milyon hektar nadasta; 2,5 milyon hektar terkedilmiş olmak üzere bilinen 7,5 milyon hektar, bir ülke büyüklüğünde kullanılmayan tarım alanı var. Buna, 20 milyon hektarlık meyve ormanı olabilecek alanı da eklerseniz, buğdaydan meyveye kadar dışarıdan döviz ödeyerek aldığımız tarım ürünleri ile boş duran tarım alanları arasındaki tarihsel çarpıklık ortaya çıkar.
Son olarak, bu konuda bir düşüncesi var Moltke’nin, yazmadan geçemeyeceğim.
‘Müslüman-Bizans İmparatorluğu’na da Hıristiyan-Bizans İmparatorluğu gibi, kendi mali idaresi yüzünden mahvolmak mukadder midir, bunu istikbal gösterecektir’ diyor, 170 yıl önce ve ekliyor: ‘Avrupa’nın huzurunu tehdit eden şey, yabancı bir devlet tarafından Türkiye’nin zaptı olmaktan ziyade, bu imparatorluğun son derece büyük zaafı ve kendi içinden çökmesidir.’
Elinizi vicdanınıza koyun, bunun üzerine düşünün!
Ne diyordu Naima?: ‘Akıllı insanlar tarihten ders çıkarır’.
Alışkanlıkları değiştirelim, lütfen!
Popularity: 6% [?]

Son Yorumlar