‘Ortak akıl’ çağrısı
Makaleler
Bu yazıyı yazdır
14 Temmuz 2004
Kime? Cumhurbaşkanlığı’na, hükümete, muhalefete bir teklif…
Türkiye yeniden biçimleniyor. Kamu, kendi içerisinde yeniden alan belirlemesi yapıyor. Merkezi yönetim ve yerel yönetimler, yepyeni bir anlayışla düzenleniyor.
Alışılmışın dışında bir Türkiye ile karşı karşıya olacağız bundan sonra.
Cumhurbaşkanı, hükümetin hazırladığı il özel idareler yasa taslağını önemli bir endişeyle, bir daha görüşülmek üzere TBMM’ye gönderiyor. Merkezi yönetimin zayıflamasının irtica ve bölücülüğü güçlendireceğini düşünüyor. Üniter devletin zarar görebileceğine dikkat çekiyor.
Hükümet de, çıkış noktasının böyle bir dikkat olduğunu vurguluyor. Şu andaki gidişatın, Cumhurbaşkanı’nın endişesini beslediği noktasından hareketle, ülkenin kıt kaynaklarının çarçur edilmesinin, gelecekte fukaralığı daha da azdıracağını, bunun da sözü edilen irtica ve bölücülüğü besleyeceğini ileri sürüyor.
Ana muhalefet partisinin de, Cumhurbaşkanı’na yakın bir duruş sergilediği biliniyor.
Bu gidişin, bir de yargıyı, yani Anayasa Mahkemesi’ni bu karara dahil edeceği varsayımıyla, konu ile ilgili dört merkeze de yeni bir teklifin öne çıkarılması gerektiği düşünülmeli.
Hükümetin, uzun bir süreden beri hazırladığı ve kamuoyuna sunduğu ‘Kamunun Yeniden Yapılanması’ ile ilgili metin TESEV’den, çevre konusunda bu tasarının ülkeye zarar vereceği yönünde bir eleştiriyle karşılaştı. Bölünen alanların, ayrı yönetimler tarafından iyi korunamayacağı fikri işlendi.
Yeni bir bakış açısının tam zamanı…
Bugüne kadar Beş Yıllık Kalkınma Planları çevre özel ihtisas komisyonları bir konuyu hep öne çıkardılar. Hep dediler ki:
‘Bugün siyasal nedenlerle sayıları sürekli arttırılan illerimiz, aslında eski Osmanlı sancaklarıdır. İl ve ilçe örgütlenmesi çevre açısından uygun bir örgütlenme değildir. Çevre örgütlenmesi su havzalarına göre oluşturulmalıdır. Bu havzalar belirlenmeli ve çevre hizmetlerinin yerel yönetim örgütlenmeleri de bu havzalara göre oluşturulmalı ve yeniden yapılandırılmalıdır.’ (7.Beş Yıllık Kalkınma Planı Çevre ÖİK Raporu)
Çevre, orman ve tarım… Bu ülkenin hergün azgınlaşan sorunu… Türkiye’nin geleceğinde bu sorunun çözülmüş olması mutlak gereklilik.
Kısaca, sorun olarak şunlar öne çıkıyor:
Tarım ve orman istihdamın % 40’a yakın kısmını barındırıyor ancak %14 üretiyor. Yarıya yakını gizli işsiz. Tarım ve ormanda verimlilik, çok düşük. Üstelik, tahrip edilen coğrafya, büyük bir tehdit altında. Erozyon korkunç boyutlarda. Dünya toprak kaybının ellide biri bizim ülkemizden. Bütün Avrupa kıtasının yıllık toprak kaybının dört katı Türkiye’den. Mevcut ormanlarımızın yarıdan fazlası bozuk. Toprağımızın büyük bir kısmı şiddetli erozyona maruz.
Kamuoyunda şöyle bir inanış var:
Cumhurbaşkanı, kendisine sunulan yasalara, teknik ve ekonomik gözle bakmak durumunda iken, hep ideolojik gözle bakıyor.
Neden teknik-ekonomik nedenlerle bir yasayı geri göndermiyor?
Hükümet de eksik bıraktığı bakış açısını tamamlar.
Tarım konusunda, seçimlerden önce en iyi raporu hazırlamış ve havza sistemini savunmuş CHP için de tarihi fırsat!
Aslında AK PARTİ de bu görüşe yakın.
Çünkü bilim bunu öneriyor. Türkiye 26 yağış havzasına göre yeniden planlamalıdır. Bunlara ‘büyük il’ denilebilir. Bu planlama ile, yerel yönetimlerin ağırlıklı katkısıyla 18 milyon hektar olduğu düşünülen boş ve meyilli alan, uygun meyve ormanlarına dönüştürülmelidir.
Bu da bilimin önerisi…
Hesap da ortada. Birkaç yılda Türkiye’yi ekonomik yönden uçurur. Kırsal sanayi ile işlenen ürünler ülkemizi sanayi ve ticaret merkezine dönüştürür. Erozyon sorun olamaktan çıkar. İstihdam, tarımdan sanayiye ve hizmet sektörüne kayar.
Altı milyon adama sanayide iş bulunur.
Türkiye uçar!
Cumhurbaşkanlığı, hükümet, ana muhalefet ve yargı… Bu soruna bir de bilimin penceresinden bakmayı denese…
Popularity: 6% [?]

Son Yorumlar